Lehep – Tebbet Suresi 111-6
( Alev Babası, Alev)
SEVGİ VE MERHAMETİ SONSUZ ALLAH’IN ADIYLA
- Alev Babasının ellerini yok et! Onu yok et!
Surenin ilk ayetinde geçen “tebbet” kelimesi, “eli kurusun” diye beddua eden bir feryattır. Kahrolsun Ebu Leheb’in iktidarı!
Ebu Leheb, “Alev Babası” lakabını, ateş gibi parlayan hiddetinden ve kızıl teninden almıştı. O, Peygamberimizin amcası olmasına rağmen, İslam’ın en azılı düşmanlarından biri olarak yola çıkmıştı. Peygamber, Kureyş’i ve kendi yakınlarını, Allah’ın vaazını dinlemeye, günahlarından vazgeçmeye çağırdığında, Alev Babası, öfkesini gemleyemeyip “Lanet olsun sana!” diyerek hiddetlendi. Sözü gibi, gücü de boşunaydı. Çünkü İslam’ın yıldızı her geçen gün daha da yükselirken, onun gibi zulümle beslenenlerin kudreti ağır ağır sönüyordu. Ebu Leheb’in ateşi çok sürdü mü? Hayır. Bedir’de birçok zalim lider öldü, ama o savaşa katılmadı. Yine de Bedir’in ardından bir hafta geçmeden, hem içindeki kederin hem de hırsının ateşiyle yanıp tutuşarak son nefesini verdi. O vakit, ne sözü kaldı ne gücü, yalnızca bir kül gibi savrulup gitti.
- Malından da, kazancından da ona hayır yok!
Mekke’nin kaderine bir çete el koymuştu, bir şüreka. Kabe’nin etrafına çöreklenmiş, onun kutsiyetinden faydalanarak devasa servetler biriktirmişlerdi. Mallarını kimseye sorgulatmaz, paylaşmaya, bölüşmeye yanaşmazlardı. Onların düzeni tefecilik, faizle borç verip insanları perişan etmek üzerine kuruluydu. Erkekleri köle, kadınları ve kızları ise zorla seks ticaretine sürüklerlerdi. Diri diri gömülen kız çocuklarının acı kaderi de onların eline düşmekten kurtulmak içindi. Bu zalim düzenin başında, Alev Babası Leheb vardı; kibirli ve hırsla dolu, kendi ateşiyle yanmaya mahkum bir adam.
İnsanoğlu ise mala tapıyor, onu güç sanıyordu; daha fazlasına sahip olmayı bir kurtuluş yolu bellemişti. Mülk sahibi olmak, onu ihtiyaçsız kılacak bir zırh gibi geliyordu. Oysa mülk Allah’ındı ve dilediğine verirdi. Ama verilen her şeyde bir sorumluluk yatıyordu; o malın, mülkün içinde başkalarının hakları vardı. Yoksulların, çaresizlerin payı o servetlerde saklıydı. Egemenlik, adaletle ve vicdanla kullanılmadığı sürece bir zulüm aracına dönüşürdü. Mala ve mülke tapmak, Allah’ın gazabını üzerine çekmek demekti; yoksulun hakkını reddeden, kendi kuyusunu kazmış olurdu.
“Çevresi, çaresi olmayan yoksulun karnını doyurmaya teşvik etmezdi.” : Hakka 34
“Verilmesi ve yapılması meşru olan şeyleri engelleyenlerin, hakları kısıtlayanların, hakkın aranmasını, meşru harcamayı sınırlayanların, yağmura, su ve otlak kullanımına-paylaşımına mani olanların, kâğıt kısıtlaması yapanların, mâlî mükellefiyetleri yerine getirmeyenlerin, olanından karşılıksız-ödünç vermeyenlerin, bağlılık ve itaatin, yardıma gitmenin, imdada yetişmenin önüne gerilenlerin vay haline!” : Maun 7
“Ve yine bu tür insanlara, Allah’ın size verdiği şu rızıktan, O’nun uygun gördüğü yerlere ve kimselere harcayın denildiğinde, Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenler, inananlara derler ki: “Dileseydi, Allah doyururdu onları, biz mi doyuralım yani?” Gerçekten siz böyle düşünmekle, apaçık sapıtmış kimselersiniz.” : Yasin 47
“”Ey Şuayb! Babalarımızın taptığını bırakmamızı emreden veya mallarımızı istediğimiz gibi kullanmamızı meneden senin salatın mıdır? Sen doğrusu aklı başında, yumuşak huylu birisin” dediler.” : Hud 87
- Yakında yanacak, Alevli Yanan Ateşin içinde olacak!
- Karısı taşıyacak çatırdayan odunu -Yakıt olarak!-
Ebu Leheb’in karısı, kocası kadar hırslı, kin dolu ve zalim bir kadındı. Peygamber’in mukaddes varlığına duyduğu nefret, içini bir ateş gibi kemirirdi. O, kocasının yaptıkları yetmezmiş gibi, kendi elleriyle kötülüğe hizmet ederdi. Diken demetlerini iplerle bağlar, karanlık gecelerde Peygamber’in geçeceği yollara dökerdi. O dikenler, hem yollara serilir, hem de kendi yüreğine batardı aslında. Çünkü kötülük, kendi kaderini hazırlayan bir gölge gibidir; nereye kaçarsa kaçsın, sonunda sahibini bulur. Ebu Leheb’in karısı da bu karanlık yolda yürüdükçe, kendi sonunu dokudu, iplerle bağladığı dikenler gibi kaderini kendi elleriyle ördü.
- Kendi boynunda hurma yaprağı lifinden bükülmüş/fitillisinden bir ip!
Lehep suresi Ebu Lehep ve karısının tavırlarına tanrısal bir cevap olarak vahyedilmiştir.
Lahab, or (the Father of) Flame.
In the name of Allah, Most Gracious, Most Merciful.
1.Perish the hands of the Father of Flame! Perish he!
- No profit to him from all his wealth, and all his gains!
- Burnt soon will he be in a Fire of blazing Flame!
- His wife shall carry the (crackling) wood–as fuel! —
- A twisted rope of palm leaf fiber round her (own) neck!
