← Listeye Dön

Şuara Suresi

2025-04-20

kuranquranfurkan

Şuara Suresi 26-47

Şuara Suresi 26-47 (Şairler)

SEVGİ VE MERHAMETİ SONSUZ ALLAH’IN ADIYLA

  1. Ta. Sin. Mim.
  2. İşte bunlar, Kitab’ın apaçık bildiren âyetleridir.
  3. Belki de onlar mümin olmazlar diye kederlenerek canını sıkıyorsun.
  4. Eğer böyle dileseydik, onlara gökten bir ayet indirirdik ki, ona tevazu ile boyun eğerlerdi.
  5. Fakat onlara Rahman olan Allah’tan yeni indirilmiş bir mesaj gelir gelmez ondan yüz çevirirler.
  6. Gerçekten onlar Mesajı yalanladılar: böylece alaya aldıkları şeyin gerçek yüzünü yakında yeterince bilecekler!
  7. Yeryüzüne bakmıyorlar mı, orada her çeşitten ne çok güzel şeyler bitirmişizdir/yetiştirmişizdir?
  8. Şüphesiz bunda bir Ayet vardır; fakat onların çoğu inanmazlar.
  9. Ve şüphesiz senin Rabbin, O mutlak güç sahibidir, Rahim’dir.
  10. Hani Rabbin Musa’ya seslenmişti: “Zalimler topluluğuna git,-
  11. “Firavun’un halkına: Allah’tan korkmazlar mı?”
  12. Dedi ki: “Rabbim, beni yalanla suçlamalarından korkuyorum:
  13. “Göğsüm daralacak. Ve sözüm düzgün gitmeyebilir, öyleyse görev emrini Harun’a gönder.
  14. “Ve ayrıca bana karşı bir suç isnatları var; ve beni öldürürler diye korkuyorum.”
  15. Allah buyurdu ki: “Sakın, ikiniz de ayetlerimizle yürüyün, biz sizinle beraberiz ve çağrınıza kulak vereceğiz.
  16. “Öyleyse ikiniz birlikte Firavun’a gidin ve deyin ki: Bizi âlemlerin Rabbi ve Azizi’i gönderdi.
  17. “İsrailoğullarını bizimle gönderin.”
  18. Firavun dedi ki: ” Biz seni çocukken aramızda sevmedik mi ve ömrünün nice yıllarını aramızda geçirmedin mi?
  19. “Ve sen, yaptığını bildiğin bir işi yaptın ve sen nankör bir zavallısın!”
  20. Mûsâ dedi ki: “O zaman hata içindeyken yaptım.
  21. “Sizden korkarak hepinizden kaçtım, fakat Rabbim bana hüküm ve hikmet verdi ve beni elçilerden yaptı.
  22. “Ve İsrailoğullarını köleleştirmenle beni kınadığın lütuf bu!”
  23. Firavun: “Âlemlerin Rabbi ve Koruyucusu/Azizi nedir?” dedi.
  24. Musa dedi ki: “Eğer emin olmak istiyorsanız, göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin Rabbi ve Azizidir.”
  25. Firavun çevredekilere: “Siz onun sözünü dinlemediniz mi?” dedi.
  26. Musa dedi ki: “Sizin de, atalarınızın da başlangıçtan beri Rabbidir!”
  27. Firavun dedi ki: “Size gönderilen elçiniz gerçek/hakiki bir mecnundur!”
  28. Mûsâ dedi ki: “Doğunun da, batının da, ikisinin arasındakilerinde Rabbidir! Keşke aklınız olsaydı!”
  29. Firavun dedi ki: “Eğer benden başka tanrı edinirsen, muhakkak seni hapse atarım!”
  30. Musa dedi ki: “Sana apaçık ve inandırıcı bir şey göstermiş olsam da mı?”
  31. Firavun dedi ki: “Eğer doğruyu söylüyorsan, göster bakalım!”
  32. Bunun üzerine Musa asasını attı, bir de baktı ki o, herkesin görebileceği apaçık bir yılandı!
  33. Ve elini uzattı ve işte, bütün bakanlar için beyazdı!
  34. Firavun çevresindeki ileri gelenlere dedi ki: “Gerçekten bu, bilgili bir büyücüdür:
  35. “Planı, büyüsüyle/aldatmasıyla/aldatıcılığıyla sizi topraklarınızdan çıkarmak; O halde ne öğüt verirsiniz?”
  36. Dediler ki: “Onu ve kardeşini bir süre oyalayın ve şehirlere haberciler gönderip toplayın,-“
  37. “Ve bütün bilgili büyücülerimizi sana getirsinler.”
  38. Böylece büyücüler, iyice zamanı bilinen bir günün randevusu için bir araya geldiler.
  39. Ve insanlara: “Şimdi toplandınız mı?” denildi.
  40. “Kazanırlarsa dinde büyücülere uyalım diye mi?”
  41. Büyücüler gelince Firavun’a dediler ki: “Elbette – kazanırsak uygun bir ödülümüz olacak mı?
  42. Dedi ki: “Evet ve daha fazlası, – çünkü o takdirde şahsıma en yakın makamlara yükseltileceksiniz.”
  43. Musa onlara dedi ki: “Atacağınız şeyi atın!/ Göstereceğinizi gösterin!”
  44. Bunun üzerine iplerini ve değneklerini attılar ve şöyle dediler: “Firavun’un kudretine andolsun ki, mutlaka galip gelen biz olacağız!”
  45. Derken Musa asasını fırlattı ki o, onların uydurdukları bütün yalanları/aldatmaları hemen yuttu!
  46. O zaman büyücüler secdeye kapandılar,
  47. “Biz âlemlerin Rabbine inandık.” diyerek.
  48. “Musa ve Harun’un Rabbine.”
  49. Firavun dedi ki: “Ben size izin vermeden önce ona iman mı ettiniz? Şüphesiz o, size sihri öğreten önderinizdir! Yakında bileceksiniz! Emin olun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi çarmıhta öldüreceğim!”
  50. Dediler ki: “Ne olursa olsun, biz ancak Rabbimiz’e döneceğiz!
  51. “Yalnız, Rabbimizin kusurlarımızı bağışlamasını ve mü’minlerin ileri gelenlerinden olmamızı arzu ederiz!”
  52. Mûsâ’ya vahyederek: “Kullarımla geceleyin yola çıkın, çünkü muhakkak takip edileceksiniz” dedik.
  53. Bunun üzerine Firavun, tüm Şehirlere haberciler gönderdi.
  54. “Bunlar İsrailoğulları, ancak küçük bir topluluktur.”, diyerek,
  55. “Ve bize karşı azgınca öfkeleniyorlar;
  56. “Ama biz fazlasıyla önceden uyarılmış bir kalabalığız.”
  57. Biz de onları bahçelerden, pınarlardan çıkardık,
  58. Hazineler ve her türlü şerefli makamdan;
  59. Böyleydi, fakat Biz İsrailoğullarını böyle şeylerin mirasçıları kıldık.
  60. Böylece onları güneş doğarken takip ettiler.
  61. Ve iki gurup birbirini görünce Musa’nın kavmindekiler dediler ki: “Muhakkak biz yakalanacağız.
  62. Musa dedi ki: “Hiç şüphesiz, Rabbim benimle beraberdir! Yakında bana rehberlik edecek!”
  63. Sonra Mûsâ’ya vahyederek: “Asanla denize vur” dedik. Böylece deniz bölündü ve her bir parça, devasa, sağlam bir dağ kütlesi gibi oldu.
  64. Karşı tarafı da oraya yaklaştırdık.
  65. Musa’yı ve beraberindekilerin hepsini kurtardık;
  66. Ama diğerlerini boğduk.
  67. Şüphesiz bunda bir ayet vardır; fakat onların çoğu inanmazlar.
  68. Ve şüphesiz senin Rabbin O, mutlak güç sahibidir, Rahim’dir.
  69. Ve onlara İbrahim’in kıssasından bir şeyler anlat.
  70. Hani o, babasına ve kavmine dedi ki: “Neye tapıyorsunuz/ibadet ediyorsunuz?”
  71. Dediler ki: “Biz putlara taparız ve sürekli onların üzerinde dururuz.”
  72. Dedi ki: “Onlara dua ettiğinizde sizi dinliyorlar mı,veya size iyilik mi yoksa zarar veriyorlar mı?”

  73. ” Veya sizlere yararları veya zararları oluyor mu?”

  74. “Hayır, biz atalarımızı yaptığımız şeyi böyle yaparken bulduk” dediler.

  75. Dedi ki: “Öyleyse kime tapmakta olduğunuzu görüyor musunuz?
  76. “Siz ve sizden önceki babalarınız/atalarınız?-
  77. “Çünkü onlar bana düşmandırlar, âlemlerin Rabbi ve Azizi öyle değil;
  78. “Beni yaratan O’dur, bana hidâyet eden de O’dur;
  79. “Bana yiyecek ve içecek veren,
  80. “Hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur.
  81. “Beni öldürecek, sonra tekrar diriltecek;
  82. “Kıyamet günü kusurlarımı bağışlayacak olan inşallah.
  83. “Rabbim, bana hikmet ver ve beni salihler arasına kat;
  84. “Son nesiller arasında beni hak lisanı ile zikdilmeyi nasip eyle;
  85. “Beni cennetin varislerinden eyle;
  86. “Babamı bağışla, çünkü o sapıklardandır/yoldan çıkanlardandır;
  87. “Ve insanların diriltilecekleri gün beni rezil durumda bırakma;-
  88. ” Ne malın ne de oğulların fayda vermediği günde,
  89. “Fakat ancak Allah’a selim bir kalb getiren kurtuluşa erer;
  90. “Takva sahiplerine cennet yaklaştırılmıştır,
  91. “Kötülükte sapanlara da ateş, gözlerin önündedir:”/ “Ve Kötülük içinde sapanlara, Ateş tam görüş alanına yerleştirilecek;
  92. “Onlara: “İbadet ettiğiniz ilahlar nerede?” denilenecek
  93. “Allah’tan başka yanı sıra, onlar size yardım edebilirler mi, veya kendilerine yardım edebilirler mi?”
  94. “Sonra onlar ve kötülükte sapanlar, baş aşağı Ateşe atılacaklar.
  95. “Ve İblis’in bütün orduları bir arada.
  96. “Orada karşılıklı çekişmelerinde şöyle diyecekler:
  97. “Allah’a yemin olsun ki, vallahi biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeydik.
  98. “Biz sizi âlemlerin Rabbine eş tuttuğumuz zaman;
  99. “Bizim ayartıcılarımız ancak suçluluğa kapılanlardı.
  100. “Artık bize şefaat edecek kimse yok.
  101. “Ne de bizim için hissedecek tek bir arkadaş.
  102. “‘Artık bir dönme şansımız olsa biz gerçekten inananlardan olacağız/olurduk!”
  103. Şüphesiz bunda bir ayet vardır, fakat onların çoğu inanmazlar.
  104. Ve şüphesiz senin Rabbin O, Azizdir, Rahim’dir.,
  105. Nuh kavmi elçileri yalanladı.
  106. Bakın, kardeşleri Nuh onlara dedi ki: “Allah’tan korkmaz mısınız?
  107. “Ben sizin için her türlü güvene layık bir haberciyim:
  108. “Öyleyse Allah’tan korkun ve bana itaat edin.
  109. “Ben buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum; benim ödülüm ancak âlemlerin Rabbindendir:
  110. “Öyleyse Allah’tan korkun ve bana itaat edin.”
  111. Dediler ki: “En alçaklar/düşükler/yoksullar/vasatlar sana tâbi iken/senin peşinden giderken biz sana mı inanalım?”
  112. Dedi ki: “Onların ne yaptıklarından/tercih ettiklerinden ben ne anlarım?
  113. “Onların hesabı ancak Rabbimin katındadır, keşke anlayabiseydiniz.
  114. “Ben inananları kovacak biri değilim.
  115. “Ben sadece toplum içinde açıkça uyarmak için gönderildim.”
  116. Dediler ki: “Eğer vazgeçmezsen ey Nuh, taşlanarak öldürüleceksin.”
  117. Dedi ki: “Rabbim, gerçekten kavmim beni yalanladı.
  118. “Öyleyse benimle onlar arasında açıkça hükmet ve beni ve benimle beraber olan müminleri kurtar.”
  119. Biz de onu ve beraberindekileri yaratıklarla/yaratılmışlarla dolu gemide kurtardık.
  120. Sonra geride kalanları suda boğduk.
  121. Şüphesiz bunda bir ayet vardır; fakat onların çoğu inanmazlar.
  122. Ve şüphesiz senin Rabbin O, mutlak güç sahibidir, Rahim’dir.
  123. Ad kavmi elçileri yalanladı.
  124. Hani onlara kardeşleri Hud dedi ki: “Allah’tan korkmaz mısınız?
  125. “Ben sizin için her türlü güvene layık bir haberciyim:
  126. “Öyleyse Allah’tan korkun ve bana itaat edin.
  127. “Ben buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum; benim ödülüm ancak âlemlerin Rabbindendir.
  128. “Kendinizi eğlendirmek için her yüksek yerin üzerine bir işaret/ayet mi inşa ediyorsunuz?
  129. “İçlerinde ebediyen kalacağınızı umarak kendinize güzel binalar mı ediniyorsunuz?
  130. “Ve güçlü elinizi kullandığınızda, bunu mutlak güce sahip insanlar gibi mi yapıyorsunuz?
  131. “Artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin.
  132. “Evet, size bildiğiniz her şeyi karşılıksız veren Allah’tan korkun.
  133. “Size karşılıksız olarak davarlar/mallar ve oğullar ihsan etti,-
  134. “Ve bahçeler ve pınarlar.
  135. “Gerçekten ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum.”
  136. Dediler ki: “Bize öğüt versen de öğüt verenlerden olmasan da bizim için birdir!
  137. “Bu, eskilerin alışılmış bir hilesinden başka bir şey değildir,
  138. “Ve Acılar ve Cezalar alan biz değiliz!”
  139. Böylece onu yalanladılar ve Biz de onları helâk ettik. Şüphesiz bunda bir ayet vardır; fakat onların çoğu inanmazlar.
  140. Ve şüphesiz senin Rabbin O, mutlak güç sahibidir, Rahim’dir.
  141. Semud kavmi/halkı elçileri yalanladı.
  142. Hani onlara kardeşleri Salih dedi ki: “Allah’tan korkmaz mısınız?
  143. “Ben sizin için her türlü güvene layık bir haberciyim.
  144. “Öyleyse Allah’tan korkun ve bana itaat edin.
  145. “Ben buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum; benim ödülüm ancak âlemlerin Rabbindendir.
  146. “Burada sahip olduğunuz her şeyin tadını çıkarırken güvende mi kalacaksınız?-
  147. “Bahçeler ve Su Kaynakları/Pınarlar,
  148. “Ve ekin tarlaları ve meyve ağırlığıyla kırılmak üzere sapları olan hurma ağaçları?
  149. “Ve kayalık dağlardan büyük bir ustalıkla evler yontuyorsunuz.
  150. “Fakat Allah’tan korkun ve bana itaat edin.
  151. “Ve aşırıya gidenlerin hevâlarına uymayın,-
  152. “Onlar ki yeryüzünde bozgunculuk çıkarırlar da yollarını düzeltmezler.”
  153. Dediler ki: “Sen sadece büyülenenlerdensin!
  154. “Sen de bizim gibi bir beşerden başka bir şey değilsin, eğer doğru söylüyorsan, bize bir mucize/ayet getir!”
  155. Buyurdu ki: “İşte bir dişi deve; onun sulama hakkı vardır, sizin de ayrı belirlenmiş bir zamanda sulama hakkınız vardır.
  156. “Ona dokunmayın, yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar.”
  157. Ama onu boğazladılar: o zaman pişmanlıkla doldular.
  158. Ancak Ceza/Azap onları yakaladı. Şüphesiz bunda bir ayet vardır; fakat onların çoğu inanmazlar.
  159. Ve şüphesiz senin Rabbin O, mutlak güç sahibidir, Rahim’dir.
  160. Lut kavmi, elçileri yalanladı.
  161. Hani onlara kardeşleri Lut dedi ki: “Allah’tan korkmaz mısınız?
  162. “Ben sizin için her türlü güvene layık bir haberciyim.
  163. “Öyleyse Allah’tan korkun ve bana itaat edin.
  164. “Ben buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum; benim ödülüm ancak âlemlerin Rabbindendir.
  165. “Dünyadaki tüm yaratıklardan erkeklere mi yaklaşacaksınız,
  166. “Ve Allah’ın sizin için yarattığı eşleri bırakıyorsunuz! Hayır, siz haddi aşan bir topluluksunuz!”
  167. Dediler ki: “Eğer vazgeçmezsen ey Lût, muhakkak kovulursun!”
  168. Lut “Sizin yaptıklarından tiksiniyorum”, dedi.
  169. “Rabbim, beni ve ailemi onların yaptıklarından kurtar!”
  170. Biz de onu ve ailesini, hepsinden kurtardık.
  171. Geride oyalanan yaşlı bir kadın hariç.
  172. Geri kalanını ise tamamen yok ettik.
  173. Üzerlerine bir kükürt yağmuru yağdırdık ve öğüt verilenlerin ama kulak asmayanların yağmuru ne kötüydü!
  174. Şüphesiz bunda bir ayet vardır; fakat onların çoğu inanmazlar.
  175. Ve şüphesiz senin Rabbin O, Aziz ve Rahim’dir.
  176. Orman ehli/Eyke haklı elçileri yalanladı.
  177. Hani Şuayb onlara dedi ki: “Allah’tan korkmaz mısınız?
  178. “Ben sizin için/size her türlü güvene layık/değer bir haberciyim/elçiyim.
  179. “Öyleyse Allah’tan korkun ve bana itaat edin.
  180. “Ben buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum; benim ödülüm ancak âlemlerin Rabbindendir.
  181. “Adaletle ölçün ve hile yaparak başkalarını zarara uğratmayın.
  182. “Ve doğru ve dürüst terazi ile tartın.
  183. “İnsanların hakkını gasp etmeyin ve yeryüzünde fesat çıkararak bozgunculuk yapmayın.
  184. “Sizi yaratandan ve sizden önceki nesilleri yaratandan korkun.”
  185. Dediler ki: “Sen sadece büyülenenlerdensin!
  186. “Sen de bizim gibi bir ölümlüden başka bir şey değilsin ve gerçekten de senin bir yalancı olduğunu düşünüyoruz!
  187. “Eğer doğru söylüyorsan, şimdi üzerimize gökten bir parça düşür!”
  188. Dedi ki: “Rabbim, yaptıklarınızı daha iyi bilir.
  189. Ama onu reddettiler. Derken onları karartıcı bir günün azabı yakaladı ve bu, büyük bir günün azabıydı.
  190. Şüphesiz bunda bir ayet vardır; fakat onların çoğu inanmazlar.
  191. Ve şüphesiz senin Rabbin O, mutlak güç sahibidir, Rahim’dir.
  192. Muhakkak ki bu, âlemlerin Rabbinden bir vahiydir:
  193. Onunla birlikte İnanç ve Hakikat ruhu indi-
  194. Kalbinize ve aklınıza öğüt alasınız diye,
  195. Anlaşılır Arapça dilinde.
  196. Hiç şüphesiz eski kavimlerin Zebur Kitaplarında bildirilmektedir.
  197. İsrailoğulları âlimlerinin onu doğru olarak bilmeleri onlar için bir ayet değil mi?
  198. Biz onu Arap olmayanlardan birine indirseydik,
  199. Ve eğer onlara okusaydı, ona inanmazlardı.
  200. Biz onu günahkarların kalplerine işte böyle soktuk.
  201. Onlar, elem verici azabı görmedikçe ona inanmayacaklardır.
  202. Ama azap onlara ansızın gelir, oysa onlar farkına varmazlar/varmazken.
  203. Sonra: “Bize mühlet verilecek mi?” diyecekler.
  204. Azabımızın çabuklaştırılmasını mı istiyorlar?
  205. Görüyor musun? Biz onları birkaç yıl bu hayattan yararlanmalarına izin versek,
  206. Nihayet onlara vaad olunan azap gelip çatar!
  207. Bu hayattan zevk almaları onlara fayda sağlamaz!
  208. Biz bir topluluğu helâk etmedik, ancak uyarıcıları olmadan-
  209. Hatırlatma olarak; Biz asla zulmetmeyiz.
  210. Bu Vahyi kötü kimseler/zalimler/kötüler indirmedi:
  211. Onlara ne yakışır ne de üretebilirlerdi.
  212. Muhakkak ki onlar, onu işitmekten imkânından bile uzak tutulmuşlardır.
  213. O halde Allah ile birlikte başka bir tanrıya yalvarma, yoksa azap altındakilerden olursun.
  214. Ve en yakın akrabalarını/yakınlarını uyar,
  215. Ve sana uyan müminlere karşı kanadını indir.
  216. Eğer sana isyan ederlerse de ki: “Yaptıklarınızdan ben sorumlu değilim!”
  217. Azîz ve Rahîm olan Allah’a tevekkül et.
  218. O, seni namazda ayakta dururken/salatı ikame ederken/kıyam ederken görendir,
  219. Ve secde edenler arasındaki hareketlerini de.
  220. Çünkü O, her şeyi işiten ve bilendir.
  221. Ey insanlar! Şeytanların kimlerin üzerine indiğini size haber vereyim mi?
  222. Her yalancı, kötü kişinin/zalimin üzerine inerler,
  223. Kulaklarına boş laflar dökerler/doldururlar ve onların çoğu yalancıdır.
  224. Ve şairler,- İşte sapıtanlardır onlara uyanlar:
  225. Onların her vadide dalgın dolaştıklarını görmüyor musun?
  226. Ve uygulamadıklarını söylemiyorlar mı?-
  227. Ancak inananlar, salih amel işleyenler, Allah’ı çok zikredenler ve ancak haksızlığa uğradıktan sonra kendilerini savunanlar müstesnadır. Ve zalim saldırganlar, işlerinin ne kadar inişli çıkışlı/alt üst olacağını yakında bilecekler!/Ve yakında haksız saldırganlar işlerinin ne gibi değişimlere/devrimlere yol açacağını bilecekler!

Shuaraa, or The Poets. 

In the name of Allah, Most Gracious, Most Merciful. 

  1. Ta. Sin. Mim.

  2. These are Verses of the Book that makes (things) clear.

  3. It may be thou pretest thy soul with grief, that they do not

become Believers.

  1. If (such) were Our Will, We could send down to them from the

sky a Sign, to which they would bend their necks in humility.

  1. But there comes not to them a newly revealed Message from

(Allah) Most Gracious, but they turn away therefrom.

  1. They have indeed rejected (the Message): So they will know

soon (enough) the truth of what they mocked at!

  1. Do they not look at the earth, –how many noble things of all

kinds We have produced therein?

  1. Verily, in this is a Sign: But most of them do not believe.

  2. And verily, thy Lord is He, the Exalted in Might, Most

merciful.

  1. Behold, thy Lord called Moses: “Go to the people of

iniquity, —

  1. “The people of Pharaoh: Will they not fear Allah?”

  2. He said: “O my Lord! I do fear that they will charge me with

falsehood:

  1. “My breast will be straitened. And my speech may not go

(smoothly): So send unto Aaron.

  1. “And (further), they have a charge of crime against me; and

I fear they may slay me.”

  1. Allah said: “By no means! Proceed then, both of you, with

Our Signs; We are with you, and will listen (to your call).

  1. “So go forth, both of you) to Pharaoh, and say: ‘We have

been sent by the Lord and Cherisher of the Worlds;

  1. “Send thou with us the Children of Israel.’”

  2. (Pharaoh) said: “Did we not cherish thee as a child among

us, and didst thou not stay in our midst many years of thy life?

  1. And thou didst a deed of thine which (thou knowest) thou

didst, and thou art an ungrateful (wretch)!”

  1. Moses said: “I did it then, when I was in error.

  2. So I fled from you (all) when I feared you; but my Lord has

(since) invested me with judgment (and wisdom) and appointed me

as one of the apostles.

  1. “And this is the favor with which thou dost reproach me, —

that thou hast enslaved the Children of Israel!”

  1. Pharaoh said: “And what is the ‘Lord and Cherisher of the

Worlds’?”

  1. (Moses said: “The Lord and Cherisher of the heavens and the

earth, and all between, –if ye want to be quite sure.”

  1. (Pharaoh) said to those around: “Do ye not listen (to what

he says)?”

  1. (Moses) said: “Your Lord and the Lord of your fathers from

the beginning!”

  1. (Pharaoh) said: “Truly your apostle who has been sent to you

is a veritable madman!”

  1. (Moses) said: “Lord of the East and the West, and all

between! If ye only had sense!”

  1. (Pharaoh) said: “If thou dost put forward any god other than

me, I will certainly put thee in prison!”

  1. (Moses) said: “Even if I showed you something clear (and)

convincing?”

  1. (Pharaoh) said: “Show it then, if thou tellest the truth!”

  2. So (Moses) threw his rod, and behold, it was a serpent,

plain (for all to see)!

  1. And he drew out his hand, and behold, it was white to all

beholders!

  1. (Pharaoh) said to the Chiefs around him: “This is indeed a

sorcerer well-versed:

  1. “His plan is to get you out of your land by his sorcery;

then what is it ye counsel?”

  1. They said: “Keep him and his brother in suspense (for a

while), and dispatch to the Cities heralds to collect–

  1. “And bring up to thee all (our) sorcerers well-versed.”

  2. So the sorcerers were got together for the appointment of a

day well-known,

  1. And the people were told: “Are ye (now) assembled? —

  2. “That we may follow the sorcerers (in religion) if they

win?”

  1. So when the sorcerers arrived they said to Pharaoh: “Of

course–shall we have a (suitable) reward if we win?”

  1. He said: “Yea, (and more), –for ye shall in that case be

(raised to posts) nearest (to my person).”

  1. Moses said to them: “Throw ye–that which ye are about to

throw!”

  1. So they threw their ropes and their rods, and said: “By the

might of Pharaoh, it is we who will certainly win!”

  1. Then Moses threw his rod, when, behold, it straightway

swallows up all the falsehoods which they fake!

  1. Then did the sorcerers fall down, prostrate in adoration,

  2. Saying: “We believe in the Lord of the Worlds,

  3. “The Lord of Moses and Aaron.”

  4. Said (Pharaoh): “Believe ye in Him before I give you

permission? Surely he is your leader, who has taught you

sorcery! But soon shall ye know!

  1. “Be sure I will cut off your hands and feet on opposite

sides, and I will cause you all to die on the cross!”

  1. They said: “No matter! For us, we shall but return to our

Lord!

  1. “Only, our desire is that our Lord will forgive us our

faults, that we may become foremost among the Believers!”

  1. By inspiration We told Moses: “Travel by night with My

servants; for surely ye shall be pursued.”

  1. Then Pharaoh sent heralds to (all) the Cities,

  2. (Saying): “These (Israelites) are but a small band,

  3. “And they are raging furiously against us;

  4. “But we are a multitude amply forewarned.”

  5. So We expelled them from Gardens, springs,

  6. Treasures, and every kind of honorable position;

  7. Thus it was, but We made the Children of Israel inheritors

of such things.

  1. So they pursued them at sunrise.

  2. And when the two bodies saw each other, the people of Moses

said: “We are sure to be overtaken.”

  1. (Moses) said: “By no means! My Lord is with me! Soon will He

guide me!”

  1. Then We told Moses by inspiration: “Strike the sea with thy

rod.” So it divided, and each separate part became like the

huge, firm mass of a mountain.

  1. And We made the other party approach thither.

  2. We delivered Moses and all who were with him;

  3. But We drowned the others.

  4. Verily in this is a Sign: But most of them do not believe.

  5. And verily thy Lord is He, the Exalted in Might, Most

Merciful.

  1. And rehearse to them (Something of) Abraham’s story.

  2. Behold, he said to his father and his people: “What worship

ye?”

  1. They said: “We worship idols, and we remain constantly in

attendance on them.”

  1. He said: “Do they listen to you when ye call (on them), or

do you good or harm?”

  1. They said: “Nay, but we found our fathers doing thus (what

we do).”

  1. He said: “Do ye then see whom ye have been worshipping, —

  2. “Ye and your fathers before you? —

  3. “For they are enemies to me; not so the Lord and Cherisher

of the Worlds;

  1. “Who created me, and it is He who guides me;

  2. “Who gives me food and drink,

  3. And when I am ill, it is He who cures me;

  4. “Who will cause me to die, and then to live (again);

  5. “And who, I hope, will forgive my faults on the Day of

Judgment.

  1. “O my Lord! Bestow wisdom on me, and join me with the

righteous;

  1. “Grant me honorable mention on the tongue of truth among the

latest (generations);

  1. “Make me one of the inheritors of the Garden of Bliss;

  2. “Forgive my father, for that he is among those astray;

  3. “And let me not be in disgrace on the Day when (men) will be

raised up; —

  1. “The Day whereon neither wealth nor sons will avail,

  2. “But only he (will prosper) that brings to Allah a sound

heart;

  1. “To the righteous, the Garden will be brought near,

  2. “And to those straying in Evil, the Fire will be placed in

full view;

  1. “And it shall be said to them: ‘Where are the (gods) ye

worshipped–

  1. “‘Besides Allah? Can they help you or help themselves?’

  2. “Then they will be thrown headlong into the (Fire), –they

and those straying in Evil,

  1. “And the whole hosts of Iblis together.

  2. “They will say there in their mutual bickering:

  3. “‘By Allah, we were truly in an error manifest,

  4. “‘When we held you as equals with the Lord of the Worlds;

  5. “‘And our seducers were only those who were steeped in

guilt.

  1. “‘Now, then, we have none to intercede (for us),

  2. “‘Not a single friend to feel (for us).

  3. “‘Now if we only had a chance of return, we shall truly be

of those who believe!’”

  1. Verily in this is a Sign but most of them do not believe.

  2. And verily thy Lord is He, the Exalted in Might, Most

Merciful.

  1. The people of Noah rejected the apostles.

  2. Behold, their brother Noah said to Them: “Will ye not fear

(Allah)?

  1. “I am to you an apostle worthy of all trust:

  2. “So fear Allah, and obey me.

  3. “No reward do I ask of you for it: My reward is only from

the Lord of the Worlds:

  1. “So fear Allah, and obey me.”

  2. They said: “Shall we believe in thee when it is the meanest

that follow thee?”

  1. He said: “And what do I know as to what they do?

  2. “Their account is only with my Lord, if ye could (but)

understand.

  1. “I am not one to drive away those who believe.

  2. “I am sent only to warn plainly in public.”

  3. They said: “If thou desist not, O Noah! Thou shalt be

stoned (to death).”

  1. He said: “O my Lord! Truly my people have rejected me.

  2. “Judge Thou, then, between me and them openly, and deliver

me and those of the Believers who are with me.”

  1. So We delivered him and those with him, in the Ark filled

(with all creatures).

  1. Thereafter We drowned those Who remained behind.

  2. Verily in this is a Sign: But most of them do not believe.

  3. And verily thy Lord is He, the Exalted in Might, Most

Merciful.

C.166.-(Verses 123 to 159)-The Ad were addicted to arrogance;

they exulted in material strength and possessions, and had no

faith but in force: They were brought low, as were the Thamud,

who gave way to extravagance, and were guilty of sacrilege in

destroying a symbol of justice and fair-dealing: Their

repentance was too late: They were blotted out of the earth for

the mischief they had made.

  1. The Ad (people) rejected the apostles.

  2. Behold, their brother Hud said to them: “Will ye not fear

(Allah)?

  1. “I am to you an apostle worthy of all trust:

  2. “So fear Allah, and obey me.

  3. “No reward do I ask of you for it: My reward is only from

my Lord of the Worlds.

  1. “Do ye build a landmark on every high place to amuse

yourselves?

  1. “And do ye get for yourselves fine buildings in the hope of

living therein (for ever)?

  1. “And when ye exert your strong hand, do ye do it like men

of absolute power?

  1. “Now fear Allah, and obey me.

  2. “Yea, fear Him Who has bestowed on you freely all that ye

know.

  1. “Freely has He bestowed on you cattle and sons, —

  2. “And Gardens and Springs.

  3. “Truly I fear for you the Penalty of a Great Day.”

  4. “It is the same to us whether thou admonish us or be not

among (our) admonishers!

  1. “This is no other than a customary device of the ancients,

  2. “And we are not the ones to receive Pains and Penalties!”

  3. So they rejected him, and We destroyed them. Verily in this

is a Sign: But most of them do not believe.

  1. And verily thy Lord is He, the Exalted in Might, Most

Merciful.

  1. The Thamud (people) rejected the apostles.

  2. Behold, their brother Salih said to them: “Will you not

fear (Allah)?

  1. “I am to you an apostle worthy of all trust.

  2. “So fear Allah, and obey me.

  3. “No reward do I ask of you for it: My reward is only from

the Lord of the Worlds.

  1. “Will ye be left secure in (the enjoyment of) all that ye

have here? —

  1. “Gardens and Springs,

  2. “And corn fields and date palms with spathes near breaking

(with the weight of fruit)?

  1. “And ye carve houses out of (rocky) mountains with great

skill.

  1. “But fear Allah, and obey me;

  2. “And follow not the bidding of those who are extravagant, –

  1. “Who make mischief in the land, and mend not (their ways),”

  2. They said: “Thou art only one of those bewitched!

  3. “Thou art no more than a mortal like us: Then bring us a

Sign, if thou tellest the truth!”

  1. He said: “Here is a she camel: She has a right of watering,

and ye have a right of watering, (severally) on a day appointed.

  1. “Touch her not with harm, lest the Penalty of a Great Day

seize you.”

  1. But they hamstrung her: Then did they become full of

regrets.

  1. But the Penalty seized them. Verily in this there is a

Sign: But most of them do not believe.

  1. And verily thy lord is He, the Exalted in Might, Most

Merciful.

  1. The people of Lut rejected the apostles.

  2. Behold, their brother Lut said to them: “Will ye not fear

(Allah)?

  1. “I am to you an apostle worthy of all trust.

  2. “So fear Allah, and obey me.

  3. “No reward do I ask of you for it: My reward is only from

the Lord of the Worlds.

  1. “Of all the creatures in the world, will ye approach males,

  2. “And leave those whom Allah has created for you to be your

mates? Nay, ye are a people transgressing (all limits)!”

  1. They said: “If thou desist not, O Lut! Thou wilt assuredly

be cast out!”

  1. He said: “I do detest your doings.”

  2. “O my Lord! Deliver me and my family from such things as

they do!”

  1. So We delivered him and his family, –all

  2. Except an old woman who lingered behind.

  3. But the rest We destroyed utterly.

  4. We rained down on them a shower (of brimstone): and evil

was the shower on those who were admonished (but heeded not)!

  1. Verily in this is a Sign: But most of them do not believe.

  2. And verily thy Lord is He, Exalted in Might, Most Merciful.

  3. The Companions of the Wood rejected the apostles.

  4. Behold, Shuaib said to them: “Will ye not fear (Allah)?

  5. “I am to you an apostle worthy of trust.

  6. “So fear Allah, and obey me.

  7. “No reward do I ask of you for it: My reward is only from

the Lord of the Worlds.

  1. “Give just measure, and cause no loss (to others by fraud).

  2. “And weigh with scales true and upright.

  3. “And withhold not things justly due to men, nor do evil in

the land, working mischief.

  1. “And fear Him Who created you and (Who created) the

generations before (you).”

  1. They said: “Thou art only one of those bewitched!

  2. “Thou art no more than a mortal like us, and indeed we

think thou art a liar!

  1. “Now cause a piece of the sky to fall on us, if thou art

truthful!”

  1. He said: “My Lord knows best what ye do.”

  2. But they rejected him. Then the punishment of a day of

overshadowing gloom seized them, and that was the Penalty of a

Great Day.

  1. Verily in that is a Sign: But most of them do not believe.

  2. And verily thy Lord is He, the Exalted in Might, Most

Merciful.

  1. Verily this is a Revelation from the Lord of the Worlds:

  2. With it came down the Spirit of Faith and Truth–

  3. To thy heart and mind, that thou mayest admonish

  4. In the perspicuous Arabic tongue.

  5. Without doubt it is (announced) in the mystic Books of

former peoples.

  1. Is it not a Sign to them that the Learned of the Children

of Israel knew it (as true)?

  1. Had We revealed it to any of the non-Arabs

  2. And had he recited it to them, they would not have believed

in it.

  1. Thus have We caused it to enter the hearts of the Sinners.

  2. They will not believe in it until they see the grievous

Penalty;

  1. But the (Penalty) will come to them of a sudden, while they

perceive it not;

  1. Then they will say: “Shall we be respited?”

  2. Do they then ask for Our Penalty to be hastened on?

  3. Seest thou? If We do let them enjoy (this life) for a few

years,

  1. Yet there comes to them at length the (Punishment) which

they were promised!

  1. It will profit them not that they enjoyed (this life)!

  2. Never did We destroy a population, but had its warners–

  3. By way of reminder; and We never are unjust.

  4. No evil ones have brought down this (Revelation):

  5. It would neither suit them nor would they be able (to

produce it).

  1. Indeed they have been removed far from even (a chance of)

hearing it.

  1. So call not on any other god with Allah or thou wilt be

among those under Penalty.

  1. And admonish thy nearest kinsmen,

  2. And lower thy wing to the Believers who follow thee.

  3. Then if they disobey thee, say: “I am free (of

responsibility) for what ye do!”

  1. And put thy trust on the Exalted in Might, the Merciful, —

  2. Who seeth thee standing forth (in prayer),

  3. And thy movements among those who prostrate themselves.

  4. For it is He Who heareth and knoweth all things.

  5. Shall I inform you, (O people!), on whom it is that the

evil ones descend?

  1. They descend on every lying, wicked person,

  2. (Into whose ears) they pour hearsay vanities, and most of

them are liars.

  1. And the Poets, –It is those straying in Evil, who follow

them:

  1. Seest thou not that they wander distracted in every valley?

  1. And that they say what they practice not? —

  2. Except those who believe, work righteousness, engage much

in the remembrance of Allah, and defend themselves only after

they are unjustly attacked. And soon will the unjust assailants

know what vicissitudes their affairs will take!