Saffat Suresi 37-56
Saffat Suresi 37-56 ( Rütbelerle Sıralananlar, Rütbe Sıralarında Olanlar, Saf Saf Olanlar, Sıra Sıra Olanlar)
SEVGİ VE MERHAMETİ SONSUZ ALLAH’IN ADIYLA
- Saf saf / sıra sıra dizilenlere / tutanlara,
- Ve böylece kötülüğü savmakta kuvvetli olanlar,
- Ve böylece Allah’ın mesajını tebliğ edenler!
- Muhakkak ki Allah’ınız birdir!
- Göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin Rabbi ve güneşin doğuşunda her noktanın Rabbidir!
- Andolsun, biz alt göğü yıldızlarla süsledik,-
- Güzellik için ve tüm inatçı asi kötü/azgın, isyankar, haddi aşan ruhlardan/şeytanlardan korumak için,
- Öyleyse Yüce İçtimanın / Mele-i A’la’nın istikametinde kulaklarını zorlamasınlar, her yandan kovulup atılsınlar,
- Sürekli bir azap altında oldukları için püskürtülürler,
- Ancak, gizlice bir şey kaparlar ve onları delici parlaklıkta alevli bir ateş takip eder.
- Bir sor onların fikrini: Yaratılması daha zor olan onlar mı, yoksa bizim yarattığımız diğer varlıklar mı? Biz onları yapışkan bir balçıktan yarattık!
- Onlar alay ederken gerçekten sen şaşıyor musun?
- Ve kendilerine öğüt verildiği zaman aldırış etmezler,-
- Ve bir âyet gördükleri zaman onu alay konusu ederler,
- Ve derler ki: “Bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değildir!
- “Öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman mı yeniden diriltileceğiz?
- “Ve eski atalarımız da mı?”
- De ki: “Evet, o zaman kötülüğünüzden dolayı aşağılanacaksınız.”
- O zaman tek bir zorlayıcı haykırış olacak; ve işte, görmeye başlayacaklar!
- “Vay halimize! Bu, hesap günüdür!” diyecekler.
- Bir ses der ki: “İşte bu, bir zamanlar hakikatini yalanladığınızı tasnif etme/ayrım günüdür!”
- “Getirin hepsini” denilir ki, “Zalimleri, eşlerini ve tapmakta oldukları şeyleri-
- “Allah’tan başka yanı sıra,- ve onları azgın ateşe giden yola iletin!
- “Fakat durdurun onları , çünkü onlara sorulacak/sorulması gerekiyor:
- “Ne oluyor ki/da birbirinize yardım etmiyorsunuz?”
- Hayır, ancak o gün kıyamete teslim olacaklar.
- Ve birbirlerine dönecekler ve birbirlerini sorgulayacaklar.
- Güç ve İktidar/Otorite sahiplerine uyanlar derler ki: “Siz, bize güç ve hükümranlığın sağından geliyordunuz!”
- Güç ve İktidar/Otorite sahipleri de cevap verecekler: “Hayır, siz kendiniz iman etmemişsinizdir!
- “Sizin üzerinizde hiçbir yetkimiz de yoktu. Hayır, siz inat eden azgın bir kavimdiniz!
- “İşte Rabbimizin, günahlarımızın azabını muhakkak tadacağımıza dair sözü, aleyhimize doğru çıktı.
- “Biz sizi saptırdık; çünkü gerçekten biz kendimiz sapıtmıştık.”
- Muhakkak ki o gün, onlar hepsi azapta ortak olacaklardır.
- Muhakkak ki biz günahkarlara böyle davranacağız.
- Çünkü onlar, kendilerine Allah’tan başka ilah olmadığı söylendiği zaman, büyüklük taslarlardı.
- Ve derler ki: “Ne! Cinli bir Şair uğruna ilahlarımızdan mı vazgeçelim?”
- Hayır! O, Hak ile geldi ve kendisinden önceki elçilerin mesajını doğruladı.
- Gerçekten acıklı azabı tadacaksınız;-
- Fakat bu, yaptığınız kötülüğün cezasından başka bir şey değildir;-
- Ama Allah’ın samimi ve kendini adamış kulları,-
- Onlar için belirlenmiş bir rızık vardır.
- Meyveli Lokumlar; ve şeref ve haysiyetin tadını çıkaracaklar,
- Saadet Bahçelerinde,
- Karşılıklı Onur Tahtları üzerinde:
- Onlara tertemiz akan bir pınardan doldurulmuş bir tas verilecek,
- Kristal beyazı, içenlere lezzetli bir tat veren,
- Baş dönmesinden arınmış; ondan sarhoş olmazlar.
- Ve onların yanında, bakışlarını sakınan, iri gözleri hayret/muhteşem ve güzellikle dolu iffetli eşleri de olacaktır./ Ve yanlarında mütevazı bakışlı, güzel gözlü olanlar vardır.
- Sanki sıkı korunan narin yumurtalarmış gibi.
- Sonra birbirlerine dönüp soru soracaklar.
- İçlerinden biri söze başlayacak ve şöyle diyecek: “Yeryüzünde yakın bir dostum vardı.
- “Derdi ki, ‘Ne! Sen, Hakikat’e şahitlik edenlerden misin?
- “Öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, gerçekten mükafat ve ceza mı göreceğiz?”
- Bir ses dedi ki: “Aşağıya bakmak ister misiniz?”
- Aşağıya baktı ve onu ateşin ortasında gördü.
- Dedi ki: “Vallahi beni helak etmekten az biraz geri kaldın!/Az daha beni de helak edecektin!
- “Rabbimin lütfu olmasaydı, kesinlikle oraya getirilenlerden olurdum!
- “Öyleyse artık Ölmeyeceğimiz,
- “İlk ölümümüzün dışında ve cezalandırılmayacağız”
- Doğrusu bu, en büyük başarıdır!
- Bunun gibi bir şey için çabalamak isteyen herkes çabalasın.
- Bu mu daha iyi ağırlama yoksa Zakkum Ağacı mı?
- Çünkü Biz onu gerçekten zalimler için bir imtihan kıldık.
- Çünkü o, cehennem ateşinin dibinden fışkıran bir ağaçtır:
- Meyve saplarının sürgünleri şeytanların başları gibidir:
- Gerçekten onlar ondan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklar.
- Bunun üzerine onlara kaynar sudan yapılmış bir karışım verilir.
- Sonra onların dönüşü alevli ateşe olacaktır.
- Doğrusu onlar, atalarını yanlış yol üzerinde bulmuşlardır.
- Böylece onlar da atalarının ayak izlerine kapıldılar!
- And olsun ki, onlardan önce de eskilerden birçoğu sapmıştı;
- Ancak biz daha önce içlerinden kendilerine öğüt vermek için elçiler gönderdiydik;
- Öyleyse bak, öğüt verilen fakat dikkate almayan kimselerin sonu ne oldu!
- Ancak Allah’ın samimi ve sadık kulları hariç.
- Eski günlerde, Nuh Bize seslendi ve Biz duayı en iyi işitenleriz.
- Biz onu ve kavmini büyük bir musibetten/afetten kurtardık.
- Ve soyunu bu dünyada kalıcı kıldık;
- Ve sonraki nesiller arasında ona şu nimeti bıraktık:
- “Ümmetler arasında Nuh’a barış ve selâm olsun!”
- İşte biz, iyilik yapanları işte böyle mükâfatlandırırız.
- Çünkü o, bizim mümin kullarımızdandı.
- Sonra kalanları Tufanda boğduk.
- Muhakkak ki onun yolundan gidenlerden İbrahim de vardı.
- İşte bakın! Selim bir kalb ile Rabbine yaklaştı.
- Bakın! babasına ve kavmine dedi ki: “Sizin taptığınız nedir?
- “Yalan mı, Allah’tan başka ilahlar mı arzuluyorsunuz?
- “Peki, âlemlerin Rabbi hakkındaki fikriniz nedir?”
- Sonra Yıldızlara bir göz attı.
- Ve dedi ki, “Gerçekten kalbim hasta!”
- Bunun üzerine ondan yüz çevirdiler ve arkalarına dönüp çıktılar.
- Sonra onların ilahlarına dönüp dedi ki: “Önünüzdeki sunulardan yemeyecek misiniz?…
- “Size ne oluyor ki akıllıca konuşmuyorsunuz?”
- Sonr putlara sağ eliyle vurarak onlara döndü.
- Sonra ibadet edenler acele adımlarla geldiler ve onun karşısına çıktılar.
- Dedi ki: “Kendi yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?
- “Fakat seni de eserini de Allah yarattı!”
- “Ona bir fırın yapıp ve onu alevli ateşe atın!” dediler.
- Bunu başaramadılar, bunun üzerine ona tuzak kurdular da Biz onları en aşağılanmış kimseler kıldık!
- Dedi ki: “Ben Rabbime gideceğim! Şüphesiz O, bana hidayet verecektir!
- “Rabbim! Bana salih bir oğul bağışla!”
- Biz de ona katlanan ve sabreden bir çocuk müjdeledik.
- Sonra oğlu, onunla ciddi çalışma çağına gelince şöyle dedi: “Ey oğlum! Seni kurban sunduğumu rüyette görüyorum:Şimdi bak, senin görüşün nedir!” Oğul dedi ki: “Babacığım! Emrolunduğun gibi yap: Allah dilerse beni sabırlı ve sebatlı bir kimse olarak bulacaksın!”
- İkisi de iradelerini Allah’a teslim ettikleri ve Allah onu kurban için alnının üzerine yatırdığı zaman,
- Biz ona seslendik: “Ey İbrahim!
- “Vizyonu zaten gerçekleştirdin!” – İşte Biz, iyilik yapanları işte böyle mükâfatlandırırız.
- Çünkü bu belli ki bir denemeydi.-
- Biz de ona çok büyük bir kurbanla fidye verdik:
- Ve sonraki nesiller arasında ona şu kutsamayı bıraktık:
- “Barış ve selam İbrahim’e!”
- Biz, iyilik edenleri işte böyle mükâfatlandırırız.
- Çünkü o, bizim mümin kullarımızdandı.
- Ve Biz ona Salihlerden bir peygamber olan İshak’ı müjdeledik.
- Biz ona ve İshak’a bereket verdik; fakat onların soyundan bir kısmı iyilik eder, bazısı da kendi nefislerine apaçık zulmeder.
- Yine eskilerden Musa’ya ve Harun’a lütufta bulunduk.
- Ve onları ve kavimlerini büyük bir musibetten kurtardık;
- Biz de onlara yardım ettik de sıkıntılarından kurtuldular.
- Ve onlara, apaçık açıklayıcı Kitap’ı verdik.
- Ve Biz onları dosdoğru yola ilettik.
- Ve bu nimeti onlar için sonraki zamanlarda gelecek nesiller arasında bıraktık:
- “Musa ve Harun’a barış ve selam!”
- Biz, iyilik edenleri işte böyle mükâfatlandırırız.
- Çünkü onlar bizim mümin kullarımızdan ikisi idiler.
- Bizim tarafımızdan gönderilenlerden İlyas da böyleydi.
- Hani o kavmine dedi ki: “Allah’tan korkmaz mısınız?
- “Ba’l’a dua edip yaratıcıların en güzelini mi bırakacaksınız?
- “Allah, sizin Rabbiniz ve Rahîm’inizi ve önceki atalarınızın da Rabbi ve Rahîmini?”
- Fakat onu yalanladılar, ve onlar mutlaka cezaya çağrılacaklar,-
- İçlerinden Allah’ın samimi ve sadık kulları müstesna.
- Ve sonraki zamanlarda gelecek nesiller arasında onun için bu nimeti bıraktık:
- “Elias gibilerine barış ve selam olsun!”
- Biz, iyilik edenleri işte böyle mükâfatlandırırız.
- Çünkü o, bizim mümin kullarımızdandı.
- Bizim tarafımızdan gönderilenlerden Lut da böyleydi.
- Bakın, biz onu ve taraftarlarının hepsini kurtardık.
- Geride kalanlardan yaşlı bir kadın hariç:
- Sonra geride kalanları helâk ettik.
- Muhakkak ki siz onların mevkilerinden gündüz yanından geçiyorsunuz.
- Ve gece de: hala anlamayacak mısınız?
- Yunus da Bizim tarafımızdan gönderilenlerdendi.
- Esaretten tam yüklü gemiye bir köle gibi kaçtığı zaman,
- Kura atmayı kabul etti ve kınandı:
- Sonra büyük Balık onu yuttu ve kınanacak işler yaptı.
- Eğer tövbe edip Allah’ı tespih etmemiş olsaydı,
- O, muhakkak Kıyamet gününe kadar Balık’ın içinde kalacaktı.
- Ama Biz onu hasta ve çıplak bir halde kıyıya attık.
- Ve onun üzerine kabakgillerden bir bitki bitirdik.
- Ve onu yüz bin veya daha fazla kişiye bir görev için gönderdik.
- Ve inandılar; Biz de onları hayatlarını bir süre yaşasınlar diye izin verdik.
- Şimdi onlara fikirlerini sorun: Rabbinin yalnız kızları mı var da onların oğulları mı var?-
- Yoksa biz melekleri dişi yarattık da onlar buna şahitler mi?
- Dedikleri kendi icatlarından değil mi?
- “Allah çocuklar edindi”? Onlar ancak yalancıdır!
- Oğulları değil de kızları mı seçti?
- Sizin sorununuz ne? Nasıl yargıya varıyorsunuz?
- O halde öğüt almayacak mısınız?
- Yoksa apaçık bir otoriteniz/yetkiniz mi var?
- O halde, eğer doğru iseniz, otorite/yetki veren Kitabınızı getirin!
- Ve O’nunla cinler arasında bir kan bağı uydurdular: fakat cinler çok iyi biliyorlar ki, gerçekten O’nun Hüküm Kürsüsü’nün huzuruna çıkacaklardır!
- Allah’a hamd olsun. O, onların yakıştırdıkları şeylerden münezzehtir!
- Allah’ın samimi ve sadık kulları böyle yapmaz.
- Çünkü gerçekten ne siz ne de taptıklarınız
- Herkesi Allah karşı ayartmaya yönlendiremezsiniz,
- Ancak kendileri alevli ateşe gidecek olanlar hariç!
- Sıra sıra olanlar şöyle derler: “Hiçbirimizin bir yeri yoktur;
- “Biz, hizmet için saflarda dizildik;
- “Ve biz gerçekten Allah’ı tesbih edenleriz!”
- Ve diyenler vardı ki,
- “Keşke eskilerden bir mesaj önümüzde olsaydı,
- “Mutlaka biz, Allah’ın samimi ve özverili kulları olurduk!”
- Ama şimdi Kur’an geldiğine göre onu yalanlıyorlar: Ama yakında bilecekler!
- Bizim tarafımızdan gönderilen Kullarımıza bundan önce de Sözümüz geçirilmişti.
- Onlara mutlaka yardım edileceklerini,
- Ve bizim kuvvetlerimizle,- Onlar mutlaka fethetmek zorundadırlar.
- O halde az bir süre onlardan yüz çevirin,
- Ve onların nasıl ilerlediklerini izleyin ve yakında nasıl ilerlediğinizi görecekler!
- Gerçekten bizim azabımızda acele mi etmek istiyorlar?
- Fakat o, önlerindeki açık alana indiği zaman, uyarıldıkları halde umursamayanların sabahı ne kötü olur!
- O halde az bir süre onlardan yüz çevirin,
- Ve nasıl olduklarını izle, yakında nasıl ilerlediğinizi görecekler!
- İkram ve kudret sahibi Rabbin ne yücedir! O, onların yakıştırmalarından uzaktır!
- Ve selam elçilere!
- Ve hamd âlemlerin Rabbi ve Rahim olan Allah’a mahsustur.
Saffat, or Those Ranged in Ranks.
In the name of Allah, Most Gracious, Most Merciful.
-
By those who range themselves in ranks,
-
And so are strong in repelling (evil),
-
And thus proclaim the Message (of Allah)!
-
Verily, verily, your Allah is One! —
-
Lord of the heavens and of the earth, and all between them.
And Lord of every point at the rising of the sun!
- We have indeed decked the lower heaven with beauty (in) the
stars, —
- (For beauty) and for guard against all obstinate rebellious
evil spirits,
- (So) they should not strain their ears in the direction of
the Exalted Assembly but be cast away from every side,
-
Repulsed, for they are under a perpetual penalty,
-
Except such a snatch away something by stealth, and they are
pursued by a flaming Fire, of piercing brightness.
330
- Just ask their opinion: Are they the more difficult to
create, or the (other) beings We have created? Them have We
created out of a sticky clay!
-
Truly dost thou marvel, while they ridicule,
-
And, when they are admonished, pay no heed, —
-
And, when they see a Sign, turn it to mockery,
-
And say, “This is nothing but evident sorcery!
-
“What! When we die, and become dust and bones, shall we
(then) be raised up (again)?
-
“And also our fathers of old?”
-
Say thou: “Yea, and ye shall then be humiliated (on account
of your evil).”
- Then it will be a single (compelling) cry; and behold, they
will begin to see!
-
They will say, “Ah! Woe to us! This is the Day of Judgment!”
-
(A voice will say,) “This is the Day of Sorting Out, whose
Truth ye (once) denied!”
- “Bring ye up”, It shall be said, “the wrongdoers and their
wives, and the things they worshipped–
- “Besides Allah, and lead them to the Way to the (Fierce)
Fire!
-
“But stop them, for they must be asked:
-
“`What is the matter with you that ye help not each other?’”
-
Nay, but that day they shall submit (to Judgment);
-
And they will turn to one another, and question one another.
-
They will say: “It was ye who used to come to us from the
right hand (of power and authority)!”
-
They will reply: “Nay, ye yourselves had no Faith!
-
Nor had we any authority over you. Nay, it was ye who were a
people in obstinate rebellion!
- “So now has been proved true, against us, the Word of our
Lord that we shall indeed (have to) taste (the punishment of our
sins).
-
“We led you astray: For truly we were ourselves astray.”
-
Truly, that Day, they will (all) share in the Penalty.
-
Verily that is how We shall deal with Sinners.
-
For they, when they were told that there is no god except
Allah, would puff themselves up with Pride,
- And say: “What! Shall we give up our gods for the sake of a
Poet possessed?”
- Nay! He has come with the (very) Truth, and he confirms (the
Message of) the apostles (before him).
-
Ye shall indeed taste of the Grievous Penalty; —
-
But it will be no more than the retribution of (the evil)
that ye have wrought; —
-
But the sincere (and devoted) servants of Allah, —
-
For them is a Sustenance determined,
-
Fruits (Delights); and they (shall enjoy) honor and dignity,
-
In Gardens of Felicity,
-
Facing each other on Thrones (of dignity):
-
Round will be passed to them a Cup from a clear flowing
fountain,
- Crystal white, of a taste delicious to those who drink
(thereof),
- Free from headiness; nor will they suffer intoxication
therefrom.
- And besides them will be chaste women, restraining their
glances, with big eyes (of wonder and beauty).
-
As if they were (delicate) eggs closely guarded.
-
Then they will turn to one another and question one another.
-
One of them will start the talk and say: “I had an intimate
companion (on the earth),
- “Who used to say, `What! Art thou amongst those who bear
witness to the truth (of the Message)?
- “`When we die and become dust and bones, shall we indeed
receive rewards and punishments?’”
-
(A voice) said: “Would ye like to look down?”
-
He looked down and saw him in the midst of the Fire.
-
He said: “By Allah! Thou wast little short of bringing me to
perdition!
- “Had it not been for the Grace of my Lord, I should
certainly have been among those brought (there)!
-
“Is it (the case) that we shall not die,
-
“Except our first death, and that we shall not be punished?”
-
Verily this is the supreme achievement!
-
For the like of this let all strive, who wish to strive.
-
Is that the better entertainment or the Tree of Zaqqum?
-
For We have truly made it (as) a trial for the wrong-doers.
-
For it is a tree that springs out of the bottom of Hell
fire:
-
The shoots of its fruit stalks are like the heads of devils:
-
Truly they will eat thereof and fill their bellies
therewith.
- Then on top of that they will be given a mixture made of
boiling water.
-
Then shall their return be to the (Blazing) Fire.
-
Truly they found their fathers on the wrong Path;
-
So they (too) were rushed down on their footsteps!
-
And truly before them many of the ancients went astray; –
-
But We sent aforetime, among them, (apostles) to admonish
them; —
- Then see what was the End of those who were admonished (but
heeded not), —
-
Except the sincere (and devoted) Servants of Allah.
-
(In the days of old), Noah cried to Us, and We are the Best
to hear prayer.
-
And We delivered him and his people from the Great Calamity,
-
And made his progeny to endure (on this earth);
-
And We left (this blessing) for him among generations to
come in later times:
-
“Peace and salutations to Noah among the nations!”
-
Thus indeed do We reward those who do right.
-
For he was one of Our believing Servants.
-
Then the rest We overwhelmed in the Flood.
-
Verily among those who followed his Way was Abraham.
-
Behold, he approached his Lord with a sound heart.
-
Behold, he said to his father and to his people, “What is
that which ye worship?
-
“Is it a Falsehood–gods other than Allah–that ye desire?
-
“Then what is your idea about the Lord of the Worlds?”
-
Then did he cast a glance at the Stars.
-
And he said, “I am indeed sick (at heart)!”
-
So they turned away from him and departed.
-
Then did he turn to their gods and said, “Will ye not eat
(of the offerings before you)?. ..
- “What is the matter with you that ye speak not
(intelligently)?”
- Then did he turn upon them, striking (them) with the right
hand.
- Then came (the worshippers) with hurried steps, and faced
(him).
-
He said: “Worship ye that which ye have (yourselves) carved?
-
“But Allah has created you and your handiwork!”
-
They said, “Build him a furnace, and throw him into the
blazing fire!”
- (This failing), they then sought a stratagem against him,
but We made them the ones most humiliated!
-
He said: “I will go to my Lord! He will surely guide me!
-
“O my Lord! Grant me a righteous (son)!”
-
So We gave him the good news of a boy ready to suffer and
forbear.
- Then, when (the son) reached (the age of) (serious) work
with him, he said: “O my son! I see in vision that I offer thee
in sacrifice: Now see what is thy view!” (The son) said: “O my
father! Do as thou art commanded: Thou will find me, if Allah so
wills one practicing Patience and Constancy!”
- So when they had both submitted their wills (to Allah), and
he had laid him prostrate on his forehead (for sacrifice),
-
We called out to him, “O Abraham!
-
“Thou hast already fulfilled the vision!” –Thus indeed do
We reward those who do right.
-
For this was obviously a trial–
-
And We ransomed him with a momentous sacrifice:
-
And We left (this blessing) for him among generations (to
come) in later times:
-
“Peace and salutation to Abraham!”
-
Thus indeed do We reward those who do right.
-
For he was one of Our believing Servants.
-
And We gave him the good news of Isaac–a prophet, –one of
the Righteous.
- We blessed him and Isaac: But of their progeny are (some)
that do right and (some) that obviously do wrong, to their own
souls.
-
Again, (of old,) We bestowed Our favor on Moses and Aaron.
-
And We delivered them and their people from (their) Great
Calamity:
-
And We helped them so they overcame (their troubles);
-
And We gave them the Book which helps to make things clear;
-
And We guided them to the Straight Way.
-
And We left (this blessing) for them among generations (to
come) in later times:
-
“Peace and salutation to Moses and Aaron!”
-
Thus indeed do We reward those who do right.
-
For they were two of Our believing Servants.
-
So also was Elias among those sent (by Us).
-
Behold, he said to his people, “Will ye not fear (Allah)?
-
“Will ye call upon Baal and forsake the Best of Creators, —
-
“Allah, your Lord and Cherisher and the Lord and Cherisher
of your fathers of old?”
- But they rejected him, and they will certainly be called up
(for punishment), —
- Except the sincere and devoted Servants of Allah (among
them).
- And We left (this blessing) for him among generations (to
come) in later times:
-
“Peace and salutation to such as Elias!”
-
Thus indeed do We reward those who do right.
-
For he was one of Our believing Servants.
-
So also was Lut among those sent (by Us).
-
Behold, We delivered him and his adherents, all
-
Except an old woman who was among those who lagged behind:
-
Then We destroyed the rest.
-
Verily, ye pass by their (sites), by day–
-
And by night: Will ye not understand?
-
So also was Jonah among those sent (by Us).
-
When he ran away (like a slave from captivity) to the ship
(fully) laden,
-
He (agreed to) cast lots, and he was condemned:
-
Then the big Fish did swallow him, and he had done acts
worthy of blame.
-
Had it not been that he (repented and) glorified Allah,
-
He would certainly have remained inside the Fish till the
Day of Resurrection.
- But We cast him forth on the naked shore in a state of
sickness,
- And We caused to grow over him, a spreading plant of the
Gourd kind.
- And We sent him (on a mission) to a hundred thousand (men)
or more.
- And they believed; so We permitted them to enjoy (their
life) for a while.
- Now ask them their opinion: Is it that thy Lord has (only)
daughters, and they have sons? —
- Or that We created the angels female, and they are
witnesses (thereto)?
-
Is it not that they say, from their own invention,
-
“Allah has begotten children”? But they are liars!
-
Did He (then) choose daughters rather than sons?
-
What is the matter with you? How judge ye?
-
Will ye not then receive admonition?
-
Or have ye authority manifest?
-
Then bring ye your Book (of authority) if ye be truthful!
-
And they have invented a blood relationship between Him and
the Jinns: But the Jinns know (quite well) that they have indeed
to appear (before His Judgment seat)!
- Glory to Allah! (He is free) from the things they ascribe
(to Him)!
-
Not (so do) the Servants of Allah, sincere and devoted.
-
For, verily, neither ye nor those ye worship–
-
Can lead (any) into temptation concerning Allah,
-
Except such as are (themselves) going to the blazing Fire!
-
(Those ranged in ranks say): “Not one of us but has a place
appointed;
-
“And we are verily ranged in ranks (for service);
-
“And we are verily those who declare (Allah’s) glory!”
-
And there were those who said,
-
“If only we had had before us a Message from those of old,
-
“We should certainly have been Servants of Allah, sincere
(and devoted)!”
- But (now that the Koran has come), they reject it: But soon
will they know!
- Already has Our Word been passed before (this) to Our
Servants sent (by Us),
-
That they would certainly be assisted,
-
And that Our forces, –they surely must conquer.
-
So turn thou away from them for a little while,
-
And watch them (how they fare), and they soon shall see
(how thou farest)!
-
Do they wish (indeed) to hurry on Our Punishment?
-
But when it descends into the open space before them, evil
will be the morning for those who were warned (and heeded not)!
-
So turn thou away from them for a little while,
-
And watch (how they fare) and they soon shall see (how thou
farest)!
- Glory to thy Lord, the Lord of Honor and Power! (He is
free) from what they ascribe (to Him)!
-
And Peace on the apostles!
-
And Praise to Allah, the Lord and Cherisher of the Worlds.