← Listeye Dön

Saffat Suresi

2025-04-20

kuranquranfurkan

Saffat Suresi 37-56

Saffat Suresi 37-56 ( Rütbelerle Sıralananlar, Rütbe Sıralarında Olanlar, Saf Saf Olanlar, Sıra Sıra Olanlar)

SEVGİ VE MERHAMETİ SONSUZ ALLAH’IN ADIYLA

  1. Saf saf / sıra sıra dizilenlere / tutanlara,
  2. Ve böylece kötülüğü savmakta kuvvetli olanlar,
  3. Ve böylece Allah’ın mesajını tebliğ edenler!
  4. Muhakkak ki Allah’ınız birdir!
  5. Göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin Rabbi ve güneşin doğuşunda her noktanın Rabbidir!
  6. Andolsun, biz alt göğü yıldızlarla süsledik,-
  7. Güzellik için ve tüm inatçı asi kötü/azgın, isyankar, haddi aşan ruhlardan/şeytanlardan korumak için,
  8. Öyleyse Yüce İçtimanın / Mele-i A’la’nın istikametinde kulaklarını zorlamasınlar, her yandan kovulup atılsınlar,
  9. Sürekli bir azap altında oldukları için püskürtülürler,
  10. Ancak, gizlice bir şey kaparlar ve onları delici parlaklıkta alevli bir ateş takip eder.
  11. Bir sor onların fikrini: Yaratılması daha zor olan onlar mı, yoksa bizim yarattığımız diğer varlıklar mı? Biz onları yapışkan bir balçıktan yarattık!
  12. Onlar alay ederken gerçekten sen şaşıyor musun?
  13. Ve kendilerine öğüt verildiği zaman aldırış etmezler,-
  14. Ve bir âyet gördükleri zaman onu alay konusu ederler,
  15. Ve derler ki: “Bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değildir!
  16. “Öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman mı yeniden diriltileceğiz?
  17. “Ve eski atalarımız da mı?”
  18. De ki: “Evet, o zaman kötülüğünüzden dolayı aşağılanacaksınız.”
  19. O zaman tek bir zorlayıcı haykırış olacak; ve işte, görmeye başlayacaklar!
  20. “Vay halimize! Bu, hesap günüdür!” diyecekler.
  21. Bir ses der ki: “İşte bu, bir zamanlar hakikatini yalanladığınızı tasnif etme/ayrım günüdür!”
  22. “Getirin hepsini” denilir ki, “Zalimleri, eşlerini ve tapmakta oldukları şeyleri-
  23. “Allah’tan başka yanı sıra,- ve onları azgın ateşe giden yola iletin!
  24. “Fakat durdurun onları , çünkü onlara sorulacak/sorulması gerekiyor:
  25. “Ne oluyor ki/da birbirinize yardım etmiyorsunuz?”
  26. Hayır, ancak o gün kıyamete teslim olacaklar.
  27. Ve birbirlerine dönecekler ve birbirlerini sorgulayacaklar.
  28. Güç ve İktidar/Otorite sahiplerine uyanlar derler ki: “Siz, bize güç ve hükümranlığın sağından geliyordunuz!”
  29. Güç ve İktidar/Otorite sahipleri de cevap verecekler: “Hayır, siz kendiniz iman etmemişsinizdir!
  30. “Sizin üzerinizde hiçbir yetkimiz de yoktu. Hayır, siz inat eden azgın bir kavimdiniz!
  31. “İşte Rabbimizin, günahlarımızın azabını muhakkak tadacağımıza dair sözü, aleyhimize doğru çıktı.
  32. “Biz sizi saptırdık; çünkü gerçekten biz kendimiz sapıtmıştık.”
  33. Muhakkak ki o gün, onlar hepsi azapta ortak olacaklardır.
  34. Muhakkak ki biz günahkarlara böyle davranacağız.
  35. Çünkü onlar, kendilerine Allah’tan başka ilah olmadığı söylendiği zaman, büyüklük taslarlardı.
  36. Ve derler ki: “Ne! Cinli bir Şair uğruna ilahlarımızdan mı vazgeçelim?”
  37. Hayır! O, Hak ile geldi ve kendisinden önceki elçilerin mesajını doğruladı.
  38. Gerçekten acıklı azabı tadacaksınız;-
  39. Fakat bu, yaptığınız kötülüğün cezasından başka bir şey değildir;-
  40. Ama Allah’ın samimi ve kendini adamış kulları,-
  41. Onlar için belirlenmiş bir rızık vardır.
  42. Meyveli Lokumlar; ve şeref ve haysiyetin tadını çıkaracaklar,
  43. Saadet Bahçelerinde,
  44. Karşılıklı Onur Tahtları üzerinde:
  45. Onlara tertemiz akan bir pınardan doldurulmuş bir tas verilecek,
  46. Kristal beyazı, içenlere lezzetli bir tat veren,
  47. Baş dönmesinden arınmış; ondan sarhoş olmazlar.
  48. Ve onların yanında, bakışlarını sakınan, iri gözleri hayret/muhteşem ve güzellikle dolu iffetli eşleri de olacaktır./ Ve yanlarında mütevazı bakışlı, güzel gözlü olanlar vardır.
  49. Sanki sıkı korunan narin yumurtalarmış gibi.
  50. Sonra birbirlerine dönüp soru soracaklar.
  51. İçlerinden biri söze başlayacak ve şöyle diyecek: “Yeryüzünde yakın bir dostum vardı.
  52. “Derdi ki, ‘Ne! Sen, Hakikat’e şahitlik edenlerden misin?
  53. “Öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, gerçekten mükafat ve ceza mı göreceğiz?”
  54. Bir ses dedi ki: “Aşağıya bakmak ister misiniz?”
  55. Aşağıya baktı ve onu ateşin ortasında gördü.
  56. Dedi ki: “Vallahi beni helak etmekten az biraz geri kaldın!/Az daha beni de helak edecektin!
  57. “Rabbimin lütfu olmasaydı, kesinlikle oraya getirilenlerden olurdum!
  58. “Öyleyse artık Ölmeyeceğimiz,
  59. “İlk ölümümüzün dışında ve cezalandırılmayacağız”
  60. Doğrusu bu, en büyük başarıdır!
  61. Bunun gibi bir şey için çabalamak isteyen herkes çabalasın.
  62. Bu mu daha iyi ağırlama yoksa Zakkum Ağacı mı?
  63. Çünkü Biz onu gerçekten zalimler için bir imtihan kıldık.
  64. Çünkü o, cehennem ateşinin dibinden fışkıran bir ağaçtır:
  65. Meyve saplarının sürgünleri şeytanların başları gibidir:
  66. Gerçekten onlar ondan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklar.
  67. Bunun üzerine onlara kaynar sudan yapılmış bir karışım verilir.
  68. Sonra onların dönüşü alevli ateşe olacaktır.
  69. Doğrusu onlar, atalarını yanlış yol üzerinde bulmuşlardır.
  70. Böylece onlar da atalarının ayak izlerine kapıldılar!
  71. And olsun ki, onlardan önce de eskilerden birçoğu sapmıştı;
  72. Ancak biz daha önce içlerinden kendilerine öğüt vermek için elçiler gönderdiydik;
  73. Öyleyse bak, öğüt verilen fakat dikkate almayan kimselerin sonu ne oldu!
  74. Ancak Allah’ın samimi ve sadık kulları hariç.
  75. Eski günlerde, Nuh Bize seslendi ve Biz duayı en iyi işitenleriz.
  76. Biz onu ve kavmini büyük bir musibetten/afetten kurtardık.
  77. Ve soyunu bu dünyada kalıcı kıldık;
  78. Ve sonraki nesiller arasında ona şu nimeti bıraktık:
  79. “Ümmetler arasında Nuh’a barış ve selâm olsun!”
  80. İşte biz, iyilik yapanları işte böyle mükâfatlandırırız.
  81. Çünkü o, bizim mümin kullarımızdandı.
  82. Sonra kalanları Tufanda boğduk.
  83. Muhakkak ki onun yolundan gidenlerden İbrahim de vardı.
  84. İşte bakın! Selim bir kalb ile Rabbine yaklaştı.
  85. Bakın! babasına ve kavmine dedi ki: “Sizin taptığınız nedir?
  86. “Yalan mı, Allah’tan başka ilahlar mı arzuluyorsunuz?
  87. “Peki, âlemlerin Rabbi hakkındaki fikriniz nedir?”
  88. Sonra Yıldızlara bir göz attı.
  89. Ve dedi ki, “Gerçekten kalbim hasta!”
  90. Bunun üzerine ondan yüz çevirdiler ve arkalarına dönüp çıktılar.
  91. Sonra onların ilahlarına dönüp dedi ki: “Önünüzdeki sunulardan yemeyecek misiniz?…
  92. “Size ne oluyor ki akıllıca konuşmuyorsunuz?”
  93. Sonr putlara sağ eliyle vurarak onlara döndü.
  94. Sonra ibadet edenler acele adımlarla geldiler ve onun karşısına çıktılar.
  95. Dedi ki: “Kendi yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?
  96. “Fakat seni de eserini de Allah yarattı!”
  97. “Ona bir fırın yapıp ve onu alevli ateşe atın!” dediler.
  98. Bunu başaramadılar, bunun üzerine ona tuzak kurdular da Biz onları en aşağılanmış kimseler kıldık!
  99. Dedi ki: “Ben Rabbime gideceğim! Şüphesiz O, bana hidayet verecektir!
  100. “Rabbim! Bana salih bir oğul bağışla!”
  101. Biz de ona katlanan ve sabreden bir çocuk müjdeledik.
  102. Sonra oğlu, onunla ciddi çalışma çağına gelince şöyle dedi: “Ey oğlum! Seni kurban sunduğumu rüyette görüyorum:Şimdi bak, senin görüşün nedir!” Oğul dedi ki: “Babacığım! Emrolunduğun gibi yap: Allah dilerse beni sabırlı ve sebatlı bir kimse olarak bulacaksın!”
  103. İkisi de iradelerini Allah’a teslim ettikleri ve Allah onu kurban için alnının üzerine yatırdığı zaman,
  104. Biz ona seslendik: “Ey İbrahim!
  105. “Vizyonu zaten gerçekleştirdin!” – İşte Biz, iyilik yapanları işte böyle mükâfatlandırırız.
  106. Çünkü bu belli ki bir denemeydi.-
  107. Biz de ona çok büyük bir kurbanla fidye verdik:
  108. Ve sonraki nesiller arasında ona şu kutsamayı bıraktık:
  109. “Barış ve selam İbrahim’e!”
  110. Biz, iyilik edenleri işte böyle mükâfatlandırırız.
  111. Çünkü o, bizim mümin kullarımızdandı.
  112. Ve Biz ona Salihlerden bir peygamber olan İshak’ı müjdeledik.
  113. Biz ona ve İshak’a bereket verdik; fakat onların soyundan bir kısmı iyilik eder, bazısı da kendi nefislerine apaçık zulmeder.
  114. Yine eskilerden Musa’ya ve Harun’a lütufta bulunduk.
  115. Ve onları ve kavimlerini büyük bir musibetten kurtardık;
  116. Biz de onlara yardım ettik de sıkıntılarından kurtuldular.
  117. Ve onlara, apaçık açıklayıcı Kitap’ı verdik.
  118. Ve Biz onları dosdoğru yola ilettik.
  119. Ve bu nimeti onlar için sonraki zamanlarda gelecek nesiller arasında bıraktık:
  120. “Musa ve Harun’a barış ve selam!”
  121. Biz, iyilik edenleri işte böyle mükâfatlandırırız.
  122. Çünkü onlar bizim mümin kullarımızdan ikisi idiler.
  123. Bizim tarafımızdan gönderilenlerden İlyas da böyleydi.
  124. Hani o kavmine dedi ki: “Allah’tan korkmaz mısınız?
  125. “Ba’l’a dua edip yaratıcıların en güzelini mi bırakacaksınız?
  126. “Allah, sizin Rabbiniz ve Rahîm’inizi ve önceki atalarınızın da Rabbi ve Rahîmini?”
  127. Fakat onu yalanladılar, ve onlar mutlaka cezaya çağrılacaklar,-
  128. İçlerinden Allah’ın samimi ve sadık kulları müstesna.
  129. Ve sonraki zamanlarda gelecek nesiller arasında onun için bu nimeti bıraktık:
  130. “Elias gibilerine barış ve selam olsun!”
  131. Biz, iyilik edenleri işte böyle mükâfatlandırırız.
  132. Çünkü o, bizim mümin kullarımızdandı.
  133. Bizim tarafımızdan gönderilenlerden Lut da böyleydi.
  134. Bakın, biz onu ve taraftarlarının hepsini kurtardık.
  135. Geride kalanlardan yaşlı bir kadın hariç:
  136. Sonra geride kalanları helâk ettik.
  137. Muhakkak ki siz onların mevkilerinden gündüz yanından geçiyorsunuz.
  138. Ve gece de: hala anlamayacak mısınız?
  139. Yunus da Bizim tarafımızdan gönderilenlerdendi.
  140. Esaretten tam yüklü gemiye bir köle gibi kaçtığı zaman,
  141. Kura atmayı kabul etti ve kınandı:
  142. Sonra büyük Balık onu yuttu ve kınanacak işler yaptı.
  143. Eğer tövbe edip Allah’ı tespih etmemiş olsaydı,
  144. O, muhakkak Kıyamet gününe kadar Balık’ın içinde kalacaktı.
  145. Ama Biz onu hasta ve çıplak bir halde kıyıya attık.
  146. Ve onun üzerine kabakgillerden bir bitki bitirdik.
  147. Ve onu yüz bin veya daha fazla kişiye bir görev için gönderdik.
  148. Ve inandılar; Biz de onları hayatlarını bir süre yaşasınlar diye izin verdik.
  149. Şimdi onlara fikirlerini sorun: Rabbinin yalnız kızları mı var da onların oğulları mı var?-
  150. Yoksa biz melekleri dişi yarattık da onlar buna şahitler mi?
  151. Dedikleri kendi icatlarından değil mi?
  152. “Allah çocuklar edindi”? Onlar ancak yalancıdır!
  153. Oğulları değil de kızları mı seçti?
  154. Sizin sorununuz ne? Nasıl yargıya varıyorsunuz?
  155. O halde öğüt almayacak mısınız?
  156. Yoksa apaçık bir otoriteniz/yetkiniz mi var?
  157. O halde, eğer doğru iseniz, otorite/yetki veren Kitabınızı getirin!
  158. Ve O’nunla cinler arasında bir kan bağı uydurdular: fakat cinler çok iyi biliyorlar ki, gerçekten O’nun Hüküm Kürsüsü’nün huzuruna çıkacaklardır!
  159. Allah’a hamd olsun. O, onların yakıştırdıkları şeylerden münezzehtir!
  160. Allah’ın samimi ve sadık kulları böyle yapmaz.
  161. Çünkü gerçekten ne siz ne de taptıklarınız
  162. Herkesi Allah karşı ayartmaya yönlendiremezsiniz,
  163. Ancak kendileri alevli ateşe gidecek olanlar hariç!
  164. Sıra sıra olanlar şöyle derler: “Hiçbirimizin bir yeri yoktur;
  165. “Biz, hizmet için saflarda dizildik;
  166. “Ve biz gerçekten Allah’ı tesbih edenleriz!”
  167. Ve diyenler vardı ki,
  168. “Keşke eskilerden bir mesaj önümüzde olsaydı,
  169. “Mutlaka biz, Allah’ın samimi ve özverili kulları olurduk!”
  170. Ama şimdi Kur’an geldiğine göre onu yalanlıyorlar: Ama yakında bilecekler!
  171. Bizim tarafımızdan gönderilen Kullarımıza bundan önce de Sözümüz geçirilmişti.
  172. Onlara mutlaka yardım edileceklerini,
  173. Ve bizim kuvvetlerimizle,- Onlar mutlaka fethetmek zorundadırlar.
  174. O halde az bir süre onlardan yüz çevirin,
  175. Ve onların nasıl ilerlediklerini izleyin ve yakında nasıl ilerlediğinizi görecekler!
  176. Gerçekten bizim azabımızda acele mi etmek istiyorlar?
  177. Fakat o, önlerindeki açık alana indiği zaman, uyarıldıkları halde umursamayanların sabahı ne kötü olur!
  178. O halde az bir süre onlardan yüz çevirin,
  179. Ve nasıl olduklarını izle, yakında nasıl ilerlediğinizi görecekler!
  180. İkram ve kudret sahibi Rabbin ne yücedir! O, onların yakıştırmalarından uzaktır!
  181. Ve selam elçilere!
  182. Ve hamd âlemlerin Rabbi ve Rahim olan Allah’a mahsustur.

Saffat, or Those Ranged in Ranks. 

In the name of Allah, Most Gracious, Most Merciful.

  1. By those who range themselves in ranks,

  2. And so are strong in repelling (evil),

  3. And thus proclaim the Message (of Allah)!

  4. Verily, verily, your Allah is One! —

  5. Lord of the heavens and of the earth, and all between them.

And Lord of every point at the rising of the sun!

  1. We have indeed decked the lower heaven with beauty (in) the

stars, —

  1. (For beauty) and for guard against all obstinate rebellious

evil spirits,

  1. (So) they should not strain their ears in the direction of

the Exalted Assembly but be cast away from every side,

  1. Repulsed, for they are under a perpetual penalty,

  2. Except such a snatch away something by stealth, and they are

pursued by a flaming Fire, of piercing brightness.

330

  1. Just ask their opinion: Are they the more difficult to

create, or the (other) beings We have created? Them have We

created out of a sticky clay!

  1. Truly dost thou marvel, while they ridicule,

  2. And, when they are admonished, pay no heed, —

  3. And, when they see a Sign, turn it to mockery,

  4. And say, “This is nothing but evident sorcery!

  5. “What! When we die, and become dust and bones, shall we

(then) be raised up (again)?

  1. “And also our fathers of old?”

  2. Say thou: “Yea, and ye shall then be humiliated (on account

of your evil).”

  1. Then it will be a single (compelling) cry; and behold, they

will begin to see!

  1. They will say, “Ah! Woe to us! This is the Day of Judgment!”

  2. (A voice will say,) “This is the Day of Sorting Out, whose

Truth ye (once) denied!”

  1. “Bring ye up”, It shall be said, “the wrongdoers and their

wives, and the things they worshipped–

  1. “Besides Allah, and lead them to the Way to the (Fierce)

Fire!

  1. “But stop them, for they must be asked:

  2. “`What is the matter with you that ye help not each other?’”

  3. Nay, but that day they shall submit (to Judgment);

  4. And they will turn to one another, and question one another.

  5. They will say: “It was ye who used to come to us from the

right hand (of power and authority)!”

  1. They will reply: “Nay, ye yourselves had no Faith!

  2. Nor had we any authority over you. Nay, it was ye who were a

people in obstinate rebellion!

  1. “So now has been proved true, against us, the Word of our

Lord that we shall indeed (have to) taste (the punishment of our

sins).

  1. “We led you astray: For truly we were ourselves astray.”

  2. Truly, that Day, they will (all) share in the Penalty.

  3. Verily that is how We shall deal with Sinners.

  4. For they, when they were told that there is no god except

Allah, would puff themselves up with Pride,

  1. And say: “What! Shall we give up our gods for the sake of a

Poet possessed?”

  1. Nay! He has come with the (very) Truth, and he confirms (the

Message of) the apostles (before him).

  1. Ye shall indeed taste of the Grievous Penalty; —

  2. But it will be no more than the retribution of (the evil)

that ye have wrought; —

  1. But the sincere (and devoted) servants of Allah, —

  2. For them is a Sustenance determined,

  3. Fruits (Delights); and they (shall enjoy) honor and dignity,

  4. In Gardens of Felicity,

  5. Facing each other on Thrones (of dignity):

  6. Round will be passed to them a Cup from a clear flowing

fountain,

  1. Crystal white, of a taste delicious to those who drink

(thereof),

  1. Free from headiness; nor will they suffer intoxication

therefrom.

  1. And besides them will be chaste women, restraining their

glances, with big eyes (of wonder and beauty).

  1. As if they were (delicate) eggs closely guarded.

  2. Then they will turn to one another and question one another.

  3. One of them will start the talk and say: “I had an intimate

companion (on the earth),

  1. “Who used to say, `What! Art thou amongst those who bear

witness to the truth (of the Message)?

  1. “`When we die and become dust and bones, shall we indeed

receive rewards and punishments?’”

  1. (A voice) said: “Would ye like to look down?”

  2. He looked down and saw him in the midst of the Fire.

  3. He said: “By Allah! Thou wast little short of bringing me to

perdition!

  1. “Had it not been for the Grace of my Lord, I should

certainly have been among those brought (there)!

  1. “Is it (the case) that we shall not die,

  2. “Except our first death, and that we shall not be punished?”

  3. Verily this is the supreme achievement!

  4. For the like of this let all strive, who wish to strive.

  5. Is that the better entertainment or the Tree of Zaqqum?

  6. For We have truly made it (as) a trial for the wrong-doers.

  7. For it is a tree that springs out of the bottom of Hell

fire:

  1. The shoots of its fruit stalks are like the heads of devils:

  2. Truly they will eat thereof and fill their bellies

therewith.

  1. Then on top of that they will be given a mixture made of

boiling water.

  1. Then shall their return be to the (Blazing) Fire.

  2. Truly they found their fathers on the wrong Path;

  3. So they (too) were rushed down on their footsteps!

  4. And truly before them many of the ancients went astray; –

  5. But We sent aforetime, among them, (apostles) to admonish

them; —

  1. Then see what was the End of those who were admonished (but

heeded not), —

  1. Except the sincere (and devoted) Servants of Allah.

  2. (In the days of old), Noah cried to Us, and We are the Best

to hear prayer.

  1. And We delivered him and his people from the Great Calamity,

  2. And made his progeny to endure (on this earth);

  3. And We left (this blessing) for him among generations to

come in later times:

  1. “Peace and salutations to Noah among the nations!”

  2. Thus indeed do We reward those who do right.

  3. For he was one of Our believing Servants.

  4. Then the rest We overwhelmed in the Flood.

  5. Verily among those who followed his Way was Abraham.

  6. Behold, he approached his Lord with a sound heart.

  7. Behold, he said to his father and to his people, “What is

that which ye worship?

  1. “Is it a Falsehood–gods other than Allah–that ye desire?

  2. “Then what is your idea about the Lord of the Worlds?”

  3. Then did he cast a glance at the Stars.

  4. And he said, “I am indeed sick (at heart)!”

  5. So they turned away from him and departed.

  6. Then did he turn to their gods and said, “Will ye not eat

(of the offerings before you)?. ..

  1. “What is the matter with you that ye speak not

(intelligently)?”

  1. Then did he turn upon them, striking (them) with the right

hand.

  1. Then came (the worshippers) with hurried steps, and faced

(him).

  1. He said: “Worship ye that which ye have (yourselves) carved?

  2. “But Allah has created you and your handiwork!”

  3. They said, “Build him a furnace, and throw him into the

blazing fire!”

  1. (This failing), they then sought a stratagem against him,

but We made them the ones most humiliated!

  1. He said: “I will go to my Lord! He will surely guide me!

  2. “O my Lord! Grant me a righteous (son)!”

  3. So We gave him the good news of a boy ready to suffer and

forbear.

  1. Then, when (the son) reached (the age of) (serious) work

with him, he said: “O my son! I see in vision that I offer thee

in sacrifice: Now see what is thy view!” (The son) said: “O my

father! Do as thou art commanded: Thou will find me, if Allah so

wills one practicing Patience and Constancy!”

  1. So when they had both submitted their wills (to Allah), and

he had laid him prostrate on his forehead (for sacrifice),

  1. We called out to him, “O Abraham!

  2. “Thou hast already fulfilled the vision!” –Thus indeed do

We reward those who do right.

  1. For this was obviously a trial–

  2. And We ransomed him with a momentous sacrifice:

  3. And We left (this blessing) for him among generations (to

come) in later times:

  1. “Peace and salutation to Abraham!”

  2. Thus indeed do We reward those who do right.

  3. For he was one of Our believing Servants.

  4. And We gave him the good news of Isaac–a prophet, –one of

the Righteous.

  1. We blessed him and Isaac: But of their progeny are (some)

that do right and (some) that obviously do wrong, to their own

souls.

  1. Again, (of old,) We bestowed Our favor on Moses and Aaron.

  2. And We delivered them and their people from (their) Great

Calamity:

  1. And We helped them so they overcame (their troubles);

  2. And We gave them the Book which helps to make things clear;

  3. And We guided them to the Straight Way.

  4. And We left (this blessing) for them among generations (to

come) in later times:

  1. “Peace and salutation to Moses and Aaron!”

  2. Thus indeed do We reward those who do right.

  3. For they were two of Our believing Servants.

  4. So also was Elias among those sent (by Us).

  5. Behold, he said to his people, “Will ye not fear (Allah)?

  6. “Will ye call upon Baal and forsake the Best of Creators, —

  7. “Allah, your Lord and Cherisher and the Lord and Cherisher

of your fathers of old?”

  1. But they rejected him, and they will certainly be called up

(for punishment), —

  1. Except the sincere and devoted Servants of Allah (among

them).

  1. And We left (this blessing) for him among generations (to

come) in later times:

  1. “Peace and salutation to such as Elias!”

  2. Thus indeed do We reward those who do right.

  3. For he was one of Our believing Servants.

  4. So also was Lut among those sent (by Us).

  5. Behold, We delivered him and his adherents, all

  6. Except an old woman who was among those who lagged behind:

  7. Then We destroyed the rest.

  8. Verily, ye pass by their (sites), by day–

  9. And by night: Will ye not understand?

  10. So also was Jonah among those sent (by Us).

  11. When he ran away (like a slave from captivity) to the ship

(fully) laden,

  1. He (agreed to) cast lots, and he was condemned:

  2. Then the big Fish did swallow him, and he had done acts

worthy of blame.

  1. Had it not been that he (repented and) glorified Allah,

  2. He would certainly have remained inside the Fish till the

Day of Resurrection.

  1. But We cast him forth on the naked shore in a state of

sickness,

  1. And We caused to grow over him, a spreading plant of the

Gourd kind.

  1. And We sent him (on a mission) to a hundred thousand (men)

or more.

  1. And they believed; so We permitted them to enjoy (their

life) for a while.

  1. Now ask them their opinion: Is it that thy Lord has (only)

daughters, and they have sons? —

  1. Or that We created the angels female, and they are

witnesses (thereto)?

  1. Is it not that they say, from their own invention,

  2. “Allah has begotten children”? But they are liars!

  3. Did He (then) choose daughters rather than sons?

  4. What is the matter with you? How judge ye?

  5. Will ye not then receive admonition?

  6. Or have ye authority manifest?

  7. Then bring ye your Book (of authority) if ye be truthful!

  8. And they have invented a blood relationship between Him and

the Jinns: But the Jinns know (quite well) that they have indeed

to appear (before His Judgment seat)!

  1. Glory to Allah! (He is free) from the things they ascribe

(to Him)!

  1. Not (so do) the Servants of Allah, sincere and devoted.

  2. For, verily, neither ye nor those ye worship–

  3. Can lead (any) into temptation concerning Allah,

  4. Except such as are (themselves) going to the blazing Fire!

  5. (Those ranged in ranks say): “Not one of us but has a place

appointed;

  1. “And we are verily ranged in ranks (for service);

  2. “And we are verily those who declare (Allah’s) glory!”

  3. And there were those who said,

  4. “If only we had had before us a Message from those of old,

  5. “We should certainly have been Servants of Allah, sincere

(and devoted)!”

  1. But (now that the Koran has come), they reject it: But soon

will they know!

  1. Already has Our Word been passed before (this) to Our

Servants sent (by Us),

  1. That they would certainly be assisted,

  2. And that Our forces, –they surely must conquer.

  3. So turn thou away from them for a little while,

  4. And watch them (how they fare), and they soon shall see

(how thou farest)!

  1. Do they wish (indeed) to hurry on Our Punishment?

  2. But when it descends into the open space before them, evil

will be the morning for those who were warned (and heeded not)!

  1. So turn thou away from them for a little while,

  2. And watch (how they fare) and they soon shall see (how thou

farest)!

  1. Glory to thy Lord, the Lord of Honor and Power! (He is

free) from what they ascribe (to Him)!

  1. And Peace on the apostles!

  2. And Praise to Allah, the Lord and Cherisher of the Worlds.