← Listeye Dön

Mü’minun Suresi

2025-04-20

kuranquranfurkan

Müminun Suresi 23-74

Mu’minun 23-74 (İnananlar)

SEVGİ VE MERHAMETİ SONSUZ ALLAH’IN ADIYLA

  1. İnananlar eninde sonunda galip gelmeli,-
  2. Salatlarında tevazu gösterenler;
  3. Boş sözden kaçınanlar;
  4. Hayır işlerinde aktif olanlar;
  5. Seksten kaçınanlar / Bellerine sahip olanlar / Irzlarını/Namuslarını koruyanlar,
  6. Ancak kendilerine nikah bağıyla bağlananlar veya sağ ellerinin malik oldukları esirler/ sorumluluklarını üzerlerine aldıkları  müstesna, çünkü onlar için suç yoktur.
  7. Fakat arzuları bu sınırları aşan kimseler, haddi aşanlardır;-
  8. Emanetlerini ve ahdlerini sadakatle yerine getirenler;
  9. Ve salatlarını sıkı sıkıya koruyanlar;
  10. Bunlar mirasçılar olacak,
  11. Cennete varis olacak olanlar: onlar orada ebedi kalacaklardır.
  12. Biz insanı kilin en özlü kısmından yarattık;
  13. Sonra onu bir nutfe olarak sağlam bir yere yerleştirdik;
  14. Sonra meniyi donmuş bir kan pıhtısına çevirdik; Sonra o alakadan bir cenin yumrusu yaptık, sonra o parça kemikleri yaptık ve kemiklere et giydirdik; sonra ondan başka bir yaratık geliştirdik. Yaratanların en güzeli olan Allah ne yücedir!
  15. Ondan sonra eninde sonunda öleceksiniz
  16. Kıyamet günü yine diriltileceksiniz.
  17. Ve üstünüzde yedi bölge/sistem kıldık; ve Yarattıklarımızdan asla gafil değiliz.
  18. Ve gökten bir ölçüye göre su indiririz ve onu toprağa emdiririz; ve Biz onu kolaylıkla akıtmaya/kurutmaya/süzmeye gücümüz yeter.
  19. Onunla sizin için hurmalıklardan ve üzümlerden bahçeler bitiririz: onlarda meyveler bol olur ve onlardan yersiniz ve yararlanırsınız.-
  20. Ayrıca Sina Dağı’ndan çıkan, yağ üreten ve onu yemek için kullananlara zevk veren bir ağaçta.
  21. Hayvanlarda/sığırlarda da sizin için ibret verici bir örnek vardır: İçlerinden size içmeniz için süt çıkarırız. onlarda daha nice faydalar vardır sizin için; ve onların etinden yersiniz;
  22. Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız.
  23. Ayrıca, öğüt almanız için uzun bir peygamberler silsilesi gönderdik. Nuh’u kavmine gönderdik: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. O’ndan korkmaz mısınız?” dedi.
  24. Kavminden kâfirlerin ileri gelenleri dediler ki: “O, ancak sizin gibi bir adamdan başka bir şey değildir. O, size üstünlük taslamak istiyor. Allah, elçiler göndermek isteseydi, melekler indirirdi; onun böyle bir sözünü bizim eski atalarımızdan hiç duymadık.”
  25. Ve bazıları dedi ki: “O, ancak cinnet geçirmiş bir adamdır; bekleyin ve ona bir süre sabredin.”
  26. Nuh dedi ki: “Rabbim, bana yardım et; çünkü beni yalanladılar/sahtekarlıkla suçladılar!”
  27. Biz de ona şu mesajı vahyettik: “Gözümüzün önünde ve bizim kılavuzluğumuz altında gemiyi yapın; sonra emrimiz gelip de yerin pınarları fışkırdığı zaman, erkek ve dişi her türden çifter çifter binin gemiye. Aile-içi aleyhlerine söz intikal etmiş olanlar müstesna: Bana zalimler hakkında söz söyleme, çünkü onlar selde/tufanda boğulacaklar.
  28. Sen ve beraberindekiler gemiye bindiğiniz zaman de ki: “Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah’a hamdolsun.”
  29. Ve de ki: “Rabbim! nimetinle beni indir. Çünkü Sen, bizi indirenlerin en hayırlısısın.”
  30. Şüphesiz bunda insanların anlaması için ibretler vardır; biz insanlarıi böyle deniyoruz.
  31. Sonra onların ardından başka bir nesil yetiştirdik.
  32. Ve onlara içlerinden bir elçi gönderdik. “Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. O’ndan korkmaz mısınız?” diyerek
  33. Ve kavminin, inkâr eden, ahiretle buluşmayı yalanlayan ve kendilerine dünya hayatının güzel nimetlerini verdiğimiz ileri gelenleri, dediler ki: “O ancak sizin gibi bir adamdır; sizin yediğinizden yer, sizin içtiğinizden içer.”
  34. “Sizin gibi bir adama itaat ederseniz, muhakkak hüsrana uğrayacaksınız.
  35. “Öldüğünüz, toprak ve kemik olduğunuz zaman, yeniden diriltileceğinizi mi vaat ediyor?”
  36. “Size vaad olunan şey çok uzak!
  37. “Bu dünyada ancak canımızdan/hayatımızdan başka bir şey yok! Öleceğiz ve yaşıyoruz! Ama bir daha asla diriltilmeyeceğiz!”
  38. “O, ancak Allah’a karşı yalan uyduran bir adamdır, fakat biz ona inanacak değiliz!”
  39. Peygamber dedi ki: “Rabbim, bana yardım et, bunun için beni yalancılıkla suçluyorlar.”
  40. Allah dedi ki: “Kısa bir süre sonra mutlaka pişman olacaklar!”
  41. Derken onları adaletle şiddetli bir rüzgar yakaladı da Biz onları zamanın ırmağında yüzen ölü yapraklardan bir çöp yığını haline getirdik. Öyleyse yanlış yapan insanlardan uzak durun!
  42. Sonra onların ardından başka nesiller yetiştirdik.
  43. Hiç kimse ecellerini hızlandıramaz ve onu geciktiremezler.
  44. Sonra art arda elçilerimizi gönderdik: Ne zaman bir topluluğa elçileri gelse, onu yalanladılar: Biz de onları azapta birbirinin ardınca koşturduk: Onları anlatılan bir masal haline getirdik: O halde iman etmeyecek bir toplumdan uzak durun!
  45. Sonra Musa’yı ve kardeşi Harun’u âyetlerimizle ve apaçık bir yetkiyle gönderdik.
  46. Firavun’a ve ileri gelenlerine: Ama bunlar küstahlık ettiler, büyüklük taslayan bir topluluktular.
  47. Dediler ki: “Bizim gibi iki adama mı inanalım? Ve onların kavmi de bize tabidir!”
  48. Böylece onları yalanladılar ve helak olanlardan oldular.
  49. Ve doğru yolu bulasınlar diye Musa’ya Kitab’ı verdik.
  50. Meryem oğlu ile annesini de bir ibret kıldık: Her ikisini de yüksek bir yere yerleştirdik, huzur ve güvenlik sağladığımız ve pınarlarla donattığımız.
  51. Ey elçiler! İyi ve temiz her şeyden yararlanın ve salih amel yapın: çünkü ben, yaptıklarınızdan haberdarım.
  52. Ve şüphesiz sizin bu Kardeşliğiniz, tek bir Kardeşliktir. Ben sizin Rabbinizim, O halde Benden korkun, başkasından değil.
  53. Fakat insanlar kendi aralarındaki birlik işlerini/meselelerini fırkalara ayırdılar: Her bir taraf kendi nefsinde olana seviniyor.
  54. Ama onları bir süre şaşkın cehaletlerinde bırak.
  55. Kendilerine mallar ve oğullar verdiğimiz için mi sanıyorlar,
  56. Biz onlara her hayırda acele mi edeceğiz. Hayır, anlamıyorlar.
  57. Muhakkak ki Rablerinden korkup sakınarak huşu içinde yaşayanlar;
  58. Rablerinin âyetlerine inananlar;
  59. Rablerine ortak koşmayanlar;
  60. Rablerine dönecekleri düşüncesiyle yürekleri korkuyla dolu sadaka verenler;
  61. İşte onlar, her hayırda acele edenler ve önde gidenlerdir.
  62. Biz hiç kimseye gücünün yetmeyeceği yükü yüklemeyiz: Bizim yanımızda gerçeği açıkça gösteren bir kitap vardır: Onlar asla zulmedilmezler.
  63. Ama kalpleri bu konuda şaşkın bir cehalet içindedir; ve bundan başka onların yapmaya devam edecekleri amelleri de vardır ki,-
  64. Sonunda onlardan dünya nimetlerine kavuşanları azapla yakalayacağımız zamana kadar, bir de bakarsın, yalvarıp inleyecekler!
  65. Denilir ki: “Bugün yalvararak inlemeyin, çünkü size Bizden yardım gelmez.
  66. “Âyetlerim size okunurdu da fakat siz topuklarınız üzerinde geri dönerdiniz.
  67. “Kibirlenerek: Geceleri masal anlatır gibi Kur’an hakkında saçma sapan konuşurdunuz.”
  68. Allah’ın sözünü düşünmüyorlar mı, yoksa eski atalarına gelmeyen yeni bir şey mi onlara geldi?
  69. Yoksa Resullerini tanımadıkları için onu yalanlıyorlar mı/onu inkar mı ediyorlar?
  70. Yoksa “O delidir” mi/”Onda bir cinnet var” mı diyorlar? Hayır, o onlara Hakkı getirdi, fakat onların çoğu Hak’tan hoşlanmazlar.
  71. Eğer Hak, onların arzularına uygun olsaydı, gerçekten gökler, yer ve bunlarda bulunanların hepsi karışıklık ve bozulma/yozlaşma içinde olurdu! Hayır, biz onlara nasihatlerini gönderdik, fakat onlar nasihatlerinden yüz çeviriyorlar.
  72. Yoksa onlardan bir karşılık mı istiyorsun? Ama senin Rabbinin karşılığı daha güzeldir: O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
  73. Ama muhakkak ki sen onları dosdoğru yola çağırıyorsun.
  74. Ahirete inanmayanlar ise, şüphesiz o yoldan sapmaktadırlar.
  75. Biz onlara merhamet etsek ve üzerlerindeki sıkıntıyı kaldırsaydık, azgınlıklarında inatla ısrar ederler, oyalanarak sağa sola saparlardı.
  76. Biz onları azaba uğrattık, halbuki onlar Rablerine boyun eğmediler ve O’na itaatkarlıkla yalvarmadılar!-
  77. Biz onların üzerine şiddetli bir azaba götüren bir kapı açıncaya kadar: Sonra bir de bak! orada ümitsizliğe kapılırlar!
  78. Sizin için işitme, görme, hissetme ve anlama/kavrayış yetilerini yaratan O’dur: Ne az şükrediyorsunuz!
  79. Ve sizi yeryüzünde çoğalttı ve O’na döndürüleceksiniz.
  80. O diriltir ve öldürür; ve gece ve gündüzün birbiri ardına gelmesi O’na aittir: O halde anlamaz/anlamayacak mısınız?
  81. Tam tersine, eskilerin söylediklerine benzer şeyler söylüyorlar.
  82. Derler ki: “Öldüğümüz ve toprak ve kemik olduğumuz zaman gerçekten diriltilecek miyiz?
  83. “Bunlar bize ve atalarımıza daha önce vaat edilmişti! Bunlar eskilerin masallarından başka bir şey değil!”
  84. De ki: “Yeryüzü ve içindekiler kimindir? Biliyorsanız söyleyin!”
  85. “Allah’ın” diyecekler. De ki: “Yine de öğüt almayacak mısınız?”
  86. De ki: “Yedi göğün Rabbi ve ve Yüce Şan Tahtının/Yüce Arş’ın Efendisi kimdir?
  87. “Onlar Allah’ındır” diyecekler. De ki: “Öyleyse huşuyla dolmayacak mısınız/korkuya kapılmayacak mısınız?”
  88. De ki: “Her şeyin idaresi elinde olan, her şeyi koruyan ama kimseden korunmayan kimdir? Biliyorsanız söyleyin.”
  89. “Allah’ındır” diyecekler. De ki: “Öyleyse nasıl aldanıyorsunuz?”
  90. Biz onlara hakkı/gerçeği gönderdik; fakat onlar gerçekten batıl işliyorlar!
  91. Allah ne evlat edindi, ne de O’nunla birlikte yanısıra bir ilah var: Eğer çok sayıda ilah olsaydı, her ilah kendi yarattığını alır giderdi ve kimisi kimisine hükmederdi! Allah’a şükür. O, onların kendisine yakıştırdıkları türden şeylerden münezzehtir!
  92. O, gizliyi de açığı da bilir. O, onların ortak/şirk koştukları ortaklardan yücedir!
  93. De ki: “Rabbim, eğer onların uyarıldıkları şeyi, benim yaşamım içinde bana gösterirsen,-
  94. “Öyleyse ey Rabbim, beni zulmedenler topluluğunun arasına katma!”
  95. Andolsun ki Biz, onların uyarıldıkları şeyi sana gerçek olarak göstermeye kadiriz.
  96. Kötülüğü en güzel olanla savın: Biz onların söylediklerinden haberdarız.
  97. Ve de ki: “Rabbim, şerlerin vesvesesinden sana sığınırım.
  98. “Ya Rabbi, onların bana yaklaşmalarından da sana sığınırım.”
  99. Onlardan birine ölüm gelinceye kadar onlar bâtılın içindedirler. Der ki: “Rabbim, beni dirilt/hayata geri gönder,-
  100. “İhmal ettiğim şeylerde doğruluk çalışabilmem/çabalayabilmem için.” – “Hiçbir şekilde! Bu, onun söylediği bir sözden başka bir şey değildir.” – Önlerinde diriltilecekleri güne kadar bir Berzah/ Engel/Perde vardır.
  101. Sonra Sûr’a üfürüldüğü zaman, artık o gün aralarında artık bir akrabalık/ilişki/bağ kalmaz ve kimse birbirini sormaz!
  102. Kimin sevap terazisi ağır gelirse işte onlar kurtuluşa ererler:
  103. Kimin mizanları hafif gelirse, işte onlar, nefislerini kaybetmiş kimselerdir, onlar, ebedî olarak Cehennem’dedirler.
  104. Ateş onların yüzlerini yakar ve orada dudakları bükülerek gülümserler/sırıtırlar.
  105. “Benim âyetlerim size okunmadı mı da siz onları yalan saymaktan başka bir şey yapmadınız?”
  106. Derler ki: “Rabbimiz! Azgınlığımız/Talihsizliğimiz/Tersliğimiz biz boğdu da/kapladı da sapık bir toplum olduk!
  107. “Rabbimiz, çıkar bizi buradan; eğer bir daha kötülüğe dönersek, o zaman gerçekten zalimlerden oluruz!”
  108. O şöyle der: “Alçaltıcı bir şekilde oraya sürükleniniz! Ve Bana söz söylemeyin!”
  109. “Kullarımdan bir kısmı, “Rabbimize inandık, öyleyse bizi bağışla ve bize merhamet et: Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın” diye dua ederlerdi.
  110. “Fakat siz onları alaya aldınız, öyle ki onlarla alay etmeniz, onlara gülerken Mesajımı unutturdu!
  111. “Ben bugün onları sabretmelerinden ve sebat etmelerinden dolayı mükâfatlandırdım; gerçekten onlar, kurtuluşa erenlerdir…”
  112. O: “Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?”
  113. Derler ki: “Bir gün veya günün bir kısmı kadar kaldık, fakat hesap ehline/hesabı tutanlara sorun.”
  114. O şöyle der: “Çok az/birazcık kaldınız, keşke bir bilseydiniz!
  115. “O halde sizi şaka olsun diye yarattığımızı ve bize hesap sormamız/vermeniz için geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?”
  116. O hâlde gerçek olan, Melik olan Allah yücedir: O’ndan başka ilah yoktur, şeref arşının sahibidir!
  117. Kim Allah’tan başka bir tanrıya taparsa, onun bu konuda hiçbir yetkisi yoktur. Onun hesabı ancak Rabbinin katında olacaktır! ve şüphesiz kâfirler galip gelemeyeceklerdir!
  118. O halde de ki: “Rabbim, mağfiret ve merhamet et, çünkü Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın!”

Muminun, or The Believers. 

In the name of Allah, Most Gracious, Most Merciful.

  1. The Believers must (eventually) win through, —

  2. Those who humble themselves in their prayers;

  3. Who avoid vain talk;

  4. Who are active in deeds of charity;

  5. Who abstain from sex,

  6. Except with those joined to them in the marriage bond, or

(the captives) whom their right hands possess, –for (in their

case) they are free from blame,

  1. But those whose desires exceed those limits are

transgressors; —

  1. Those who faithfully observe their trusts and their

covenants;

  1. And who (strictly) guard their prayers; —

  2. These will be the heirs,

  3. Who will inherit Paradise: They will dwell therein

(forever).

  1. Man We did create from a quintessence (of clay);

  2. Then We placed him as (a drop of) sperm in a place of rest,

firmly fixed;

  1. Then We made the sperm into a clot of congealed blood; then

of that clot We made a (fetus) lump; then We made out of that

lump bones and clothed the bones with flesh; then We developed

out of it another creature. So blesses be Allah, the Best to

create!

  1. After that, at length ye will die.

  2. Again on the Day of Judgment, will ye be raised up.

  3. And We have made, above you, seven tracts; and We are ever

unmindful of (Our) Creation.

  1. And We send down water from the sky according to (due)

measure, and We cause it to soak in the soil; and We certainly

are able to drain it off (with ease).

  1. With it We grow for you Gardens of date palms and vines: In

them have ye abundant fruits; And of them ye eat (and have

enjoyment), —

  1. Also a tree springing out of Mount Sinai, which produces

oil, and relish for those who use it for food.

  1. And in cattle (too) ye have an instructive example: From

within their bodies We produce (milk) for you to drink; there

are, in them, (besides), numerous (other) benefits for you; and

of their (meat) ye eat;

  1. And on them, as well as in ships, ye ride.

  2. (Further, We sent a long line of prophets for your

instruction). We sent Noah to his people: He said, “O my people!

Worship Allah! Ye have no other god but Him. Will ye not fear

(Him)?”

  1. The chiefs of the Unbelievers among his people said: “He is

no more than a man like yourselves: His wish is to assert his

superiority over you: If Allah had wished (to send messengers),

He could have sent down angels: Never did we hear such a thing

(as he says), among our ancestors of old.”

  1. (And some said): “He is only a man possessed: Wait (and have

patience) with him for a time.”

  1. (Noah) said: “O my Lord! Help me: For that they accuse me of

falsehood!”

  1. So We inspired him (with this message): Construct the Ark

within Our sight and under Our guidance: Then when comes Our

command, and the fountains of the earth gush forth, take thou on

board pairs of every species, male and female, and thy family–

except those of them against whom the Word has already gone

forth: And address Me not in favor of the wrongdoers; for they

shall be drowned (in the Flood).

  1. And when thou hast embarked on the Ark–thou and those with

thee, –say: “Praise be to Allah, Who has saved us from the

people who do wrong.”

  1. And say: “O my Lord! Enable me to disembark with Thy

blessing: For Thou art the Best to enable (us) to disembark.”

  1. Verily in this there are Signs (for men to understand);

(thus) do We try (men).

  1. Then We raised after them another generation.

  2. And We sent to them an apostle from among themselves,

(Saying), “Worship Allah! Ye have no other god but Him. Will ye

not fear (Him)?”

  1. And the chiefs of his people, who disbelieved and denied the

Meeting in the Hereafter, and on whom We had bestowed the good

things of life, said: “He is no more than a man like yourselves:

He eats of that of which ye eat, and drinks of what ye drink.

  1. “If ye obey a man like yourselves, behold, it is certain ye

will be lost.

  1. “Does he promise that when ye die and become dust and bones,

ye shall be brought forth (again)?

  1. “Far, very far is that which ye are promised!

  2. “There is nothing but our life in this world! We shall die

and we live! But we shall never be raised up again!

  1. “He is only a man who invents a lie against Allah, but we

are not the ones to believe in him!”

  1. (The prophet) said: “O my Lord! Help me: For that they

accuse me of falsehood.”

  1. (Allah) said: “In but a little while, they are sure to be

sorry!”

  1. Then the Blast overtook them with justice, and We made them

as rubbish of dead leaves (floating on the stream of Time)! So

away with the people who do wrong!

  1. Then We raised after them other generations.

  2. No people can hasten their term, nor can they delay (it).

250

  1. Then sent We Our apostles in succession: Every time there

came to a people their apostle, they accused him of falsehood:

So We made them follow each other (in punishment): We made them

as a tale (that is told): So away with a people that will not

believe!

  1. Then We sent Moses and his brother Aaron, with Our Signs and

Authority manifest,

  1. To Pharaoh and his Chiefs: But these behaved insolently:

They were an arrogant people.

  1. They said: “Shall we believe in two men like ourselves? And

their people are subject to us!”

  1. So they accused them of falsehood, and they became of those

who were destroyed.

  1. And We gave Moses the Book, in order that they might receive

guidance.

  1. And We made the son of Mary and his mother as a Sign: We

gave them both shelter on high ground affording rest and

security and furnished with springs.

  1. O ye apostles! Enjoy (all) things good and pure, and work

righteousness: For I am well acquainted with (all) that ye do.

  1. And verily this Brotherhood of yours is a single

Brotherhood, and I am your Lord and Cherisher: Therefore fear Me

(and no other).

  1. But people have cut off their affair (of unity), between

them, into sects: Each party rejoices in that which is with

itself.

  1. But leave them in their confused ignorance for a time.

  2. Do they think that because We have granted them abundance of

wealth and sons,

  1. We would hasten them on in every good? Nay, they do not

understand.

  1. Verily those who live in awe for fear of their Lord;

  2. Those who believe in the Signs of their Lord;

  3. Those who join not (in worship) partners with their Lord;

  4. And those who dispense their charity with their hearts full

of fear, because they will return to their Lord; —

  1. It is these who hasten in every good work, and these who are

foremost in them.

  1. On no soul do We place a burden greater than it can bear:

Before Us is a record which clearly shows the truth: They will

never be wronged.

  1. But their hearts are in confused ignorance of this; and

there are, besides that, deeds of theirs, which they will

(continue) to do, —

  1. Until, when We seize in Punishment those of them who

received the good things of this world, behold, they will groan

in supplication!

  1. (It will be said): “Groan not in supplication this day; for

ye shall certainly not be helped by Us.

  1. “My Signs used to be rehearsed to you, but ye used to turn

back on your heels–

  1. “In arrogance: Talking nonsense about the (Koran), like one

telling fables by night.”

  1. Do they not ponder over the Word (of Allah), or has anything

(new) come to them that did not come to their fathers of old?

  1. Or do they not recognize their Apostle, that they deny him?

  2. Or do they say, “He is possessed”? Nay, he has brought them

the Truth, but most of them hate the Truth.

  1. If the Truth had been in accord with their desires, truly

the heavens and the earth, and all beings therein would have

been in confusion and corruption! Nay, We have sent them their

admonition, but they turn away from their admonition.

  1. Or is it that thou askest them for some recompense? But the

recompense of thy Lord is best: He is the Best of those who give

sustenance.

  1. But verily thou callest them to the Straight Way;

  2. And verily those who believe not in the Hereafter are

deviating from that Way.

  1. If We had mercy on them and removed the distress which is on

them, they would obstinately persist in their transgression,

wandering in distraction to and fro.

  1. We inflicted Punishment on them, but they humbled not

themselves to their Lord, nor do they submissively entreat

(Him)! —

  1. Until We open on them a gate leading to a severe Punishment:

Then Lo! They will be plunged in despair therein!

  1. It is He Who has created for you (the faculties of) hearing,

sight, feeling and understanding: Little thanks it is ye give!

  1. And He Has multiplied you through the earth, and to Him

shall ye be gathered back.

  1. It is He Who gives life and death, and to Him (is due) the

alternation of Night and Day: Will ye not then understand?

  1. On the contrary they say things similar to what the ancients

said.

  1. They say: “What! When we die and become dust and bones,

could we really be raised up again?

  1. “Such things have been promised to us and to our fathers

before! They are nothing but tales of the ancients!”

  1. Say: “To whom belongs the earth and all beings therein?

(Say) if ye know!”

  1. They will say, “To Allah!” Say: “Yet will ye not receive

admonition?”

  1. Say: “Who is the Lord of the seven heavens, and the Lord of

the Throne (of Glory) Supreme?”

  1. They will say, “(They belong) to Allah.” Say: “Will ye not

then be filled with awe?”

  1. Say: “Who is it in whose hands is the governance of all

things, –who protects (all), but is not protected (of any)?

(Say) if ye know.”

  1. They will say, “(It belongs) to Allah.” Say: “Then how are

ye deluded?”

  1. We have sent them the Truth: But they indeed practice

Falsehood!

  1. No son did Allah begat, nor is there any god along with Him:

(If there were many gods), behold, each god would have taken

away what he had created, and some would have lorded it over

others! Glory to Allah! (He is free) from the (sort of) things

they attribute to Him!

  1. He knows what is hidden and what is open: Too high is He for

partners they attribute to Him!

  1. Say: “O my Lord! If Thou wilt show me (in my lifetime) that

which they are warned against, —

  1. “Then, O my Lord! Put me not amongst the people who do

wrong!”

  1. And We are certainly able to show thee (in fulfillment) that

against which they are warned.

  1. Repel evil with that which is best: We are well acquainted

with the things they say.

  1. And say: “O my Lord! I seek refuge with Thee from the

suggestions of the Evil Ones.

  1. “And I seek refuge with Thee O my Lord! Lest they should

come near me.”

  1. (In Falsehood will they be) until, when death comes to one

of them, he says: “O my Lord! Send me back (to life), —

  1. “In order that I may work righteousness in the things I

neglected.” –“By no means! It is but a word he says.” –Before

them is a Partition till the Day they are raised up.

  1. Then when the Trumpet is blown, there will be no more

relationships between them that Day, nor will one ask after

another!

  1. Then those whose balance (of good deeds) is heavy, –they

will attain salvation:

  1. But those whose balance is light, will be those who have

lost their souls; in Hell will they abide.

  1. The Fire will burn their faces, and they will therein grin,

with their lips displaced.

  1. “Were not My Signs rehearsed to you, and ye did but treat

them as falsehoods?”

  1. They will say: “Our Lord! Our misfortune overwhelmed us,

and we became a people astray!

  1. “Our Lord! Bring us out of this: If ever we return (to

evil), then shall we be wrongdoers indeed!”

  1. He will say: “Be ye driven into it (with ignominy)! And

speak ye not to Me!

  1. “A part of My servants there was, who used to pray, ‘Our

Lord! We believe; then do Thou forgive us, and have mercy upon

us: For Thou art the Best of those who show mercy!’

  1. “But ye treated them with ridicule, so much so that

(ridicule of) them made you forget My Message while ye were

laughing at them!

  1. “I have rewarded them this day for their patience and

constancy: They are indeed the ones that have achieved Bliss…”

  1. He will say: “What number of years did ye stay on earth?”

  2. They will say: “We stayed a day or part of a day: But ask

those who keep account.”

  1. He will say: “Ye stayed not but a little, –if ye had only

known!

  1. Did ye then think that We created you in jest, and that ye

would not be brought back to Us (for account)?”

  1. Therefore exalted be Allah, the King, the Reality: There is

no god but He, the Lord of the Throne of Honor!

  1. If anyone invokes besides Allah, any other god, he has no

authority therefore; and his reckoning will be only with his

Lord! And verily the Unbelievers will fail to win through!

  1. So say: “O my Lord! Grant Thou forgiveness and mercy! For

Thou art the Best of those who show mercy!”