← Listeye Dön

Kıyamet Suresi

2025-04-20

kuranquranfurkan

Kıyamet Suresi 75-31

Kıyamet Suresi 75-29 ( Diriliş, Yeniden Diriliş)

SEVGİ VE MERHAMETİ SONSUZ ALLAH’IN ADIYLA

  1. Kıyamet Günü’ne tanık olmaya çağırıyorum;

Fazla söze gerek yok. Güneşin doğduğu yerlerin ve battığı yerlerin Rabbine yemin ederim. Elbette biz kanunlarımızın cari olduğu her şey üzerinde gücümüzü kudretimizi kullanır, düzenlememizi yaparız.  : Mearic 40

  1. Ve kendini suçlayan ruha tanık olmaya çağırıyorum: Kötülükten Kaçının.

İnsan  ruhu, eğer o iç sesi bastırmasa, onu günahla suçlayacak/ayıplayacak/kınayacak bir vicdana sahiptir.

“Bununla beraber ben nefsimi, kendimi temize çıkaramam. Çünkü nefis ısrarla kötülüğü emreder, kötülükte rehberlik eder. Ancak Rabbimin rahmetiyle muamele ettiği, koruduğu durumlarda, insan nefsin elinden kurtulabilir. Rabbim kullarını koruma kalkanına alır, çok bağışlayıcı ve engin merhamet sahibidir.” : Yusuf 53

İnsan nefsi kötülüğe eğilimli ve kontrol edilmezse , yıkıma yol açar.

Kötülüklerin bilincinde olan ve buna karşı koyan, tövbe ettikten sonra Allah’tan mağfiret ve af dileyen, ıslah etmeye çalışan; kurtuluşa ulaşmayı umar.

“Sen de, ey sorumluluklarını yerine getirerek, samimiyetini isbat ederek huzura eren kişi!” : Fecr 27

İyi ameller iyiliğin yurdunu, kötü ameller kötülük yurdunu hazırlar. Ne ekersek onu biçeceğiz.

  1. İnsan, kemiklerini birleştiremeyeceğimizi/bir araya getiremeyeciğimizi mi sanıyor?

“Bir de onlar:

“Sahi biz, bir kemik yığını, kokmuş toz toprak olmuşken mi; yepyeni bir hilkat, yepyeni bir yaratılışla mı, biz mi diriltileceğiz?” diyorlar.” : Isra 49

Allah böyle buyurmuş ve vaadini gerçekleştirecektir; çünkü bu dünyadaki ölüm her şeyin sonu değildir.  Bu yok oluş, bitiş değil, aksine yeniden bir diriliş bizi beklemektedir.

  1. Hayır, biz onun parmak uçlarını bile mükemmel şekilde bir araya getirmeye gücümüz yeter.

  2. Ama insan önündeki zamanda bile yanlış yapmak ister.

Geçmiş günahlardan tövbe etmemek yeterince kötüdür. Ama hesap gününü inkar eden ve vicdanı olmayan zalim, günah işlemeye devam etmek ve geleceğini de tehlikeye atmak ister.

  1. “Kıyamet/Yeniden Diriliş Günü ne zaman?” diye soruyor.

Soru şüpheci veya alaycıdır. Zalim, Ahirette bir sonuç zinciri olduğuna inanmaz. Ahirete inanmaz.

  1. Sonunda, gözler sersemlediğinde,

Kıyamet saatinde, Rabbin nuru gökyüzünü yarıp geçecek; o öyle parlayacak ki insanın gözlerini kör edecek kadar güçlü, içini titretecek kadar derin. Dağlar, taşlar, bildiğimiz ne varsa yerle bir olacak, toprak yarılacak, gök devrilecek. Her şeyin sonu gelirken, o yeni dünya, tıpkı bir filizin toprağı delip gün ışığına çıkması gibi, küllerin arasından doğacak.

  1. Ve ay karanlığa gömüldüğünde.

Ay, şimdi bildiğimiz o solgun ışığıyla parlamayı bırakacak. Onun yansıttığı bütün ışık, bütün sahte parıltı, ebedi hakikatin karşısında eriyip yok olacak. Yalanla karışmış tüm iyilikler, insanın kendi yarattığı gölgeler, o büyük gerçekliğin önünde sönüp gidecek, adeta bir hiç gibi kaybolacak. Gerçek, bütün ağırlığıyla ve parlaklığıyla ortaya çıktığında, ona karşı durabilecek hiçbir şey kalmayacak.

“Mahşer yeri, Rabbinin nuruyla, adâletle aydınlanır. Kitap, amel defteri ortaya konur. Peygamberler, kutsal kitapları bilen ve tebliğ eden, çözüm getiren güvenilir örnek önderler, doğruları konuşan şâhitler getirilir. Mahlûkat arasında hakkaniyetle, adâletle hüküm icra edilir. Onlara haksızlık da yapılmaz.” : Zümer 69

  1. Ve güneş ve ay birleştirildiğinde,-

  2. O gün İnsan diyecek ki: “Sığınak neresi?”

  3. Hiçbir şekilde! Güvenli yer yok!

  4. Yalnızca Rabbinin katında, o gün dinlenme yeridir.

  5. O gün İnsana önünde koyduğu ve geriye koyduğu her şey anlatılacaktır.

İnsanın yaptığı her iyi iş, her kötülük; işlediği günahlar, görmezden geldiği haksızlıklar; işlenmiş, ihmal edilmiş ne varsa, ardında bıraktığı her iz, yaydığı her gölge, bir bir önüne serilecek. Ne yapmışsa, neyi yapmamışsa, her biri hesaba çekilecek. Bu dünyada kimse hesap vermekten kaçtığını sanmasın. Kimse defterin kapandığını, işin bittiğini, yaptıklarının yanına kalacağını düşünmesin. O defter kapanmaz; toprakta bıraktığın ayak izlerin bile hesap gününde karşına dikilecek, ve her şeyin bir karşılığı olacak.

  1. Hayır, insan kendi aleyhine delil/tanık olacaktır.

“İşlemeye devam ettikleri amellerine, dilleri, elleri ve ayaklarının aleyhlerinde şâhitlik edeceği gün onlara büyük bir ceza vardır.” : Nur 24

Pişmanlık ve kendi kendimizi kınama hislerini yaşayacağız. Vicdan dile gelecek, her şeyi ortaya dökecek.

  1. Her ne kadar mazeretlerini ortaya koyacak olsa da.

“Oku kitabını, bugün insana yaptığı ve yapmadığı her şey bildirilecek.” : Isra 14

Yaptıkları ve yapmadıkları bir bir yüzüne vurulacak ve insanın Gerçeği kabul etmekten başka hiç bir çaresi olmayacak.

  1. Acele etmek için Kur’an hakkında dilini oynatma.

Peygamber kendisine iletilen vahyin aklına ve kalbine yerleşmesine izin vermeli ve bu konuda sabırsızlanmamalıdır.

  1. Onu toplamak ve yaymak/ilan etmek Bize düşer:

Allah, her şeyi kendi bildiği gibi, ilahi planına göre tamamlayacak. Her şey toplanacak, saklandığı yerden çıkarılacak, hiçbir şey kaybolmayacak. İnsana gelen ilham, ona uyması için verilir; ona dokunan, kalbine işleyen her kelam, zamanla bir bir açılır. Kuran, insanın içindeki cevherlere göre anlamını taşır, her birimize farklı bir yüzünü gösterir. Kimi zaman bir ayet başka bir kapı açar, kimi zaman aynı ayet bambaşka bir yol gösterir. Çünkü Kuran, ne zamanla sınırlıdır ne de insanla. Zamansızdır, evrenseldir. Bizse kelamın karşısında sabırlı olmalıyız, acele etmeden, Allah’ın bize bahşettiği yeteneklerin rehberliğinde onu anlamalı, onun izinden gitmeliyiz. Herkesin nasibi farklıdır, ama her nasip Kuran’ın sonsuz denizinden gelir.

  1. Ama biz onu nezd ettiğimiz zaman, onun okunuşunu yayınlandığı/ilan edildiği gibi takip et:

  2. Hatta onu açıklamak ve net bir şekilde izah etmek Bize düşer:

  3. Hayır, siz insanlar! ama siz gelip geçici hayatı seviyorsunuz.

“İnsan kokmuş balçıktan, acûl tabiatlı yaratılmıştır. Size yakında âyetlerimi, mûcizelerimi, tehdidimin doğruluğunu göstereceğim. Benden bunu acele istemeyin.” : Enbiya 37

İnsan acele etmeyi ve acele yapılan şeyleri sever. Bu nedenle gelip geçici şeylere iman eder, kalıcı şeyleri ihmal eder.

  1. Ve ahireti yalnız bırakıyorsunuz.

  2. O gün  bazı yüzler parlayacak/ışık saçacak parlaklık ve güzellik içinde;-

“Allah adına yalan uydurandan, Allah’ın âyetlerini, Kur’ân’ını, ilkelerini yalanlayanlardan daha zâlim kimler olabilir? Can alarak ölümü gerçekleştiren elçilerimiz, melekler kendilerine gelinceye kadar kitapta, Levh-i Mahfuz’da yazılı olan kısmetleri, payları, onlara, işte onlara verilmiş olur. Melekler, onların ruhlarını alarak ölümlerini gerçekleştirirken:

“Allah’ın dışında kulu durumundaki, yalvarmakta olduğunuz tanrılar nerede?” derler. Onlar da:

“Onlar bizi ortada bırakıp, kayboldular” derler. Kendilerinin, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfir olduklarına, kendi aleyhlerine birbirlerinin aleyhine bizzat şâhitlik ederler”  : Araf 37

“Boşa vakit geçirdiğim dünyada Allah’ın birliğini kabul ederek, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçireyim, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayayım, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olayım, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyeyim.” der. Hayır, onun söylediği bu söz, boş laftan ibarettir. Onların, yeniden diriltilecekleri güne kadar, geriye, hayata dönmelerini engelleyen bir Berzah âlemi vardır. : Muminun 100

  1. Rablerine bakarak;

  2. Ve bazı yüzler, o gün, mahzun ve kederli olacaktır.

  3. Üzücü bir musibetin başlarına geleceğini düşünerek;

  4. Evet, ruh çıkışında köprücük kemiğine vardığında,

  5. Ve bir haykırış olacak, “Onu geri getirecek sihirbaz/okuyup üfleyecek kimdir?”

  6. Ve  bunun Ayrılık Vakti olduğunu anlayacak;

Ölüm en büyük eşitleyici ilkedir.

  1. Ve bir bacak diğeriyle dolaşacak:

  2. O gün yol/sevkiyat Rabbinedir!

  3. Demek sadaka vermedi, dua/salat da etmedi!-

  4. Onlar:

“- Biz namaz kılanlardan, dua ve niyaz ile Allah’a sığınanlardan, peygamberi salât ü selâm ile ananlardan, peygambere tabi olanlardan olmadık.” dediler.

  1. “Çevresi, çaresi olmayan yoksulu, doyurmadık.”

  2. “Boş işlerle, bâtılla oyalanıp duruyor bilgisizce ileri geri konuşuyorduk.”

  3. “Herkesin, vahyedilen dinin, şeriatın, İslâmî sorumluluğun hesabını vereceği yalnız ilâhî mevzuatın yürürlükte olduğu mükâfât ve ceza gününü yalanlıyorduk.” : Müdessir 43-46

  4. Ama tam tersine, Hakkı inkâr edip yüz çevirdi!

Kibir veya küstahlık, çoğu Kötülüğün temel nedenidir.

  1. Sonra tam bir kibirle ailesinin yanına mı gitti!

  2. Vay halinize, Ey insanlar!, evet, vay!

  3. Yine, vay halinize, ey insanlar!, evet, vay!

  4. İnsan amaçsızca başıboş bırakılacağını mı sanıyor?

  5. O, düşük surette salınan bir meni damlası değil miydi?

“Ey insanlar, eğer öldükten sonra diriltilmekten şüphede iseniz, şunu bilin ki, sizi, biz topraktan yarattık. Bir daha düşünün, size kudretimizi göstermek için, spermden, yumurtadan ana rahmiyle bağ kurarak rahim duvarına yerleşen döllenmiş yumurtaya, sonra döllenmiş yumurtayı kanunlarımıza uygun olarak insanın tam oluşturulacağı embriyoya ve insanın tam oluşturulmayacağı embriyoya dönüştürdük. Sünnetimizin, düzenimizin yasaları içinde, irademizin tecellisine uygun olanları belirlenmiş bir süreye kadar rahimlerde tutarız, sonra sizi bir bebek olarak dışarı çıkarırız. Sonra olgunluk çağına, güçlü çağınıza ulaşırsınız. İçinizden kimi o çağlarda vefat eder. İçinizden kimi de ömrünün en verimsiz, en fena çağına götürülür. Bilgileri, aklî melekeleri sağlamken, hiçbir şey bilmez hale gelirler, zâfiyete düşerler.”

Sen ölümden sonraki dirilişten şüphede isen bir daha düşün: Yeryüzünü kupkuru ve ölü bir halde görürsün. Fakat biz üzerine su indirdiğimizde, o kıpırdar, kabarır, her çeşitten iç açıcı bitkiler bitirir.” : Hac 5

  1. Sonra sülük gibi bir pıhtı mı oldu; Sonra Allah onu bir ölçüye göre yarattı ve biçimlendirdi.

  2. Ve ondan erkek ve dişi olmak üzere iki eş/cinsiyet yarattı.

  3. Ölüleri diriltmeye de O’nun gücü yetmez mi?

Qiyamat, or the Resurrection. 

In the name of Allah, Most Gracious, Most Merciful. 

1.I do call to witness the Resurrection Day;

2. And I do call to witness the self-reproaching spirit: (Eschew
Evil).

3. Does man think that We cannot assemble his bones?

4. Nay, We are able to put together in perfect order the very

tips of his fingers.

5. But man wishes to do wrong (even) in the time in front of
him.

6. He questions: “When is the Day of Resurrection?”

7. At length, when the Sight is dazed,

8. And the moon is buried in darkness.

9. And the sun and the moon are joined together, —

10. That Day will Man say: “Where is the refuge?”

11. By no means! No place of safety!

12. Before thy Lord (alone), that Day will be the place of rest.

13. That Day will Man be told (all) that he put forward, and all
that he put back.

14. Nay, man will be evidence against himself,

15. Even though he were to put up his excuses.

16. Move not thy tongue concerning the (Koran) to make haste
therewith.

17. It is for Us to collect it and to promulgate it:

18. But when We have promulgated it, follow thou its recital (as
promulgated):

19. Nay more, it is for us to explain it (and make it clear):

20. Nay, (ye men!) But ye love the fleeting life,

21. And leave alone the Hereafter.

22. Some faces, that Day, will beam (in brightness and beauty);

23. Looking towards their Lord;

24. And some faces, that Day, will be sad and dismal,

25. In the thought that some backbreaking calamity was about to
be inflicted on them:

26. Yea, when (the soul) reaches to the collarbone (in its
exit),

27. And there will be a cry, “Who is a magician (to restore
him)?”

28. And he will conclude that it was (the Time) of Parting;

29. And one leg will be joined with another:

30. That Day the Drive will be (all) to thy Lord!

31. So he gave nothing in charity, nor did he pray! —

32. But on the contrary, he rejected Truth and turned away!

33. Then did he stalk to his family in full conceit!

34. Woe to thee, (O man!), yea, woe!

35. Again, woe to thee, (O man!), yea, woe!

36. Does Man think that he will be left uncontrolled, (without
purpose)?

37. Was he not a drop of sperm emitted (in lowly form)?

38. Then did he become a leech like clot; then did (Allah) make

and fashion (him) in due proportion.

39. And of him He made two sexes, male and female.

40. Has not He, (the same), the power to give life to the dead?