Felak 113-20
(Şafak /Karanlığı Yarma/ Yarmak / Çatlatmak)
SEVGİ VE MERHAMETİ SONSUZ ALLAH’IN ADIYLA
- De ki: Şafağın Rabbine sığınırım.
Allah’ın yarattığı bu dünyada, her şeyin bir karşılığı, her kuvvetin bir denge noktası vardır. İnsanın iradesiyle yön verdiği güçler, tıpkı iyiliğin aydınlığına ve kötülüğün karanlığına uzanan yollar gibidir. İyilik, ışığın ta kendisi gibi, önüne çıkan engelleri aşar ve yolunu aydınlatır. Kötülük ise karanlık misali, insanın içine sızar, onu derin kuyulara çeker. Ancak Allah, en koyu karanlıkları bile delen bir güçle, insanı aydınlığa kavuşturur.
Bu yüzden korkuya teslim olmamalı; Allah’ın hidayetine sığınmalıyız. Tıpkı çorak toprakların yağmura muhtaç olduğu gibi, ruhumuz da O’nun rehberliğine muhtaç. Allah’ın ışığı, karanlığı bozguna uğratır, ve bize her zaman umut dolu bir kapı açar.
“Karanlığı yarıp, tan yerini ağartan, O’dur. Geceyi dinlenme zamanı; güneşi, ayı, vakitleri hesaplama aracı haline getirdi. İşte bu kudretli ve hükümran olan, ilmi her şeyi kuşatan Allah’ın takdiridir, O’nun koyduğu ölçü ve düzenin sonucudur.” : Enam 96
Felak, karanlığın yarılmasıdır ve ışığın tezahürüdür. Gecenin karanlığı en derin durumdayken, aydınlığın ışınları karanlığı delip şafağı meydana getirir. Cehalet karanlığı da en şiddetli olduğu zaman, Allah’ın nuru ruha işler ve onu aydınlatır.
“Allah, göklerin ve yerin nûrudur. O’nun nûrunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. O lamba kristal bir fanus içindedir; o fanus da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, doğuya da, batıya da nisbet edilemeyen mübarek bir ağaçtan, yani zeytinden çıkan yağdan tutuşturulur. Onun yağı, neredeyse, kendisine ateş değmese dahi ışık verir. Bu, nûr üstüne nûrdur. Allah dilediği kimseyi nûruna eriştirir. Allah insanlara işte böyle temsiller getirir. Allah her şeyi bilir.” : Nur 35
Yokluk karanlıktır; yaşam ve etkinlik ışıktır, aydınlıktır. Tüm gerçek nurların sahibi ve kaynağı Allah’tır ve O’nu açık fikirlilikle ve aklımızı işleterek ararsak cehaletten, hurafeden, korkudan ve her türlü kötülükten uzak kalırız.
Allah iş ve oluşta yararak ortaya çıkarır. Rabbul Felak , yani Felak’in Rabbi, yararak ortaya çıkaran ilahtır.
“Allah tohumu ve çekirdeği çatlatıp filizlendirendir.
Ölüden diriyi, tohum ve yumurtadan canlıyı çıkaran, diriden de ölüyü, canlıdan tohum ve yumurtayı çıkarandır.
İşte budur Allah. O halde, haktan, Allah’a kulluk ve ibadetten hiç bir fayda sağlamayan, zararı dokunmayan şeylere kulluk ve ibadete nasıl olup da çevriliyorsunuz?” : Enam 95
“O andan itibaren kalpleriniz katılaştı: Kaya gibi oldular ve hatta sertlikte daha da beter oldu. Çünkü kayalar arasında içinden ırmaklar fışkıranlar vardır; başkaları da var ki, yarıldığında su fışkırır; ve bazıları vardır Allah’ın korkusundan batar. Ve Allah yaptıklarınızdan gafil/habersiz değildir.” : Bakara 74
Allah’a sığınmak, O’nun gösterdiği yolda yürümek, emir ve yasaklarına uymaktır. Allah’a sığınarak kötülüğün kaynaklarından korunabilir, kötülükten sakınabiliriz. Bu surede Allah iş ve oluşun Rabbi olarak tanıtılmakta ve kötülüğün kimden neden ve nasıl kaynaklandığını açıklanmaktadır.
Nas suresi ile bu sure sığındırıcı sureler olarak adlandırılmıştır.
- Yaratılmışların fitnesinden/şerrinden;
Allah’a olan tevekkülümüz, bizi korkunun, hurafenin ve kötülüğün pençesinden koruyan bir kalkan gibidir. Göklerin ve yerin nuru olan Allah, bizler için en güçlü sığınaktır. Ona olan güvenimizle, üzerimize çöken her türlü tehlike ve karanlıktan kurtuluruz. İnsanın içine sinsice yerleşen kötülük, insanın kendi nefsinin, kıskançlıklarının, bastırılmış duygularının, gizli kapaklı hesaplarının bir ürünüdür. İnsan kendi içindeki bu karanlığa yenildiğinde, kötülük oradan doğar.
Ancak insanın zihnini en çok meşgul eden sorulardan biri, Allah’ın bu kötülüğe neden izin verdiğidir. Bu soru, gök kubbenin altındaki her vicdanı yaralar gibi görünür. Fakat tıpkı bir fırtınadan sonra çıkan güneş gibi, Allah’ın hikmeti de bazen görülürden çok daha derindedir. Her şer, her zorluk, insanın içindeki iyiliği sınayan, ona kendi iradesini hatırlatan adeta birer ders gibidir. Allah kötülüğe izin vermekle, aslında insanın iradesini, aklını, sabrını ve iyiliğe yönelme azmini sınar. O’na sığınanlar, kötülüğün bu geçici gölgesinden kurtulacaklardır. Allah’a güvenen için karanlık, sadece geçici bir buluttur.
“Hanginizin daha güzel, daha değerli, devamlı bilinçli ameller işleyeceğini, işini daha güzel yapacağını denemek için dünyada ölümü, dünyada ve âhirette hayatı yaratanAllah’tır.O kudretlidir, hükümrandır, salih amel işleyenleri koruma kalkanına alır, çok bağışlayıcıdır.” : Mülk 2
- Yayılan/Bastıran Karanlığın fitnesinden/şerrinden;
Korkuya kapılmak bize yakışmaz. Alnımızı ak, vicdanımızı pak tutarak Allah’a güvenmeli, makul önlemleri aldıktan sonra içimizi rahatlatmalıyız. İyiliğin, güzelliğin, adaletin, vefanın, doğruluğun, dürüstlüğün ve güzel ahlakın yolunu tutan, akıl ve mantığı elden bırakmayan herkesin yoldaşı Allah’tır. Gerçek gücü elinde tutan kimdir? Doğru ve dürüst yaşayan bir insanı kim sarsabilir, kim devirebilir? İşte, Hz. Muhammed, karşısına dikilen devasa düzenleri nasıl yerle bir etti? O’nun karşısında koca koca saltanatlar/kodamanlar niçin un ufak oldu?
Ama kötülüğün düzeni, kirli ilişkilerle ve tavizlerle ayakta durur. O düzenin içinde olanlar, küçük çıkar hesaplarıyla susturulmuş, zihinleri esir alınmış olanlar, asla o düzeni değiştiremezler. Oturup, derin derin düşünmemiz gerekmez mi? Mesela Türkiye’de bunca yıldır süregelen yolsuzluk düzeni neden bitmez? Doksan milyonluk bu memleketin bağrından, niye bir el-emin, bir güven timsali çıkmaz? Neden hakikate, adalete susamış o ses bir türlü yükselemez?
Elimizde bir kantar, vicdanımızda bir terazi yok mu? Neden adalet yerle bir, neden iyiliğin önüne setler çekiliyor? Kendi içimizde doğruluğu bulmadan, kötülüğün önüne nasıl geçeceğiz? Bütün bu çarpıklığın, bu kargaşanın karşısına dikilecek olan, sadece maddi güce bel bağlayan değil; hakikatle yücelmiş, vicdanla donanmış, Allah’ın desteğiyle dimdik duran bir insandır.
- Nefisleri kışkırtan cazibenin şerrinden;
“Gönül okşayan nefsanî arzular, özellikle kadınlara, oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşlere, soylu, alnı akıtmalı, ayakları sekili, eğitimli, asil, nışanlı yılkı atlara, sağmal hayvanlara, ekinlere, gelire, kazanca düşkünlük, insanlara, süslenip güzel gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçici menfaatleridir. Halbuki aydınlık bir ömürlük güzel bir yol, güzel bir hayat Allah katındadır.” : Ali İmran 14
- Ve kıskandığı zaman hased edenin fitnesinden.
İnsanoğlunun kalbine ekilen kötü niyetli kıskançlık, en tehlikeli düşmanlardan biridir. Başkasının mutluluğuna, sahip olduğu iyiliklere göz dikmek, bu kıskançlığı eyleme dökmek, hem kendine hem de çevresine zarar verir. İnsanlar, başkalarının elde ettiği maddi ya da manevi güzellikleri çekemeyince, içlerindeki karanlık büyür ve o karanlık, dedikodu, iftira ve fitneyle etrafa saçılır.
Böylesine kirli bir dünyada, en büyük sığınağımız, temiz bir kalple Allah’a tevekkül etmektir. Kıskançlığın, kötülüğün, dilin zehriyle çevremizi yıkmaya çalışanların saldırılarına karşı korunmanın tek yolu, Allah’ın koruyucu gölgesine sığınmaktır. Dedikodular, içi boş sözler, fesat tohumlarıyla dolu bu dünya ne kadar uğraşsa da, Allah’a güvenen insanın kalbine asla nüfuz edemez.
İnsan, yalnızca Rabbine dayanarak ve kalbindeki iyiliği koruyarak, bu karanlık düzenin üstesinden gelebilir.
Falaq, or The Dawn.
In the name of Allah, Most Gracious, Most Merciful.
- Say: I seek refuge with the Lord of the Dawn,
- From the mischief of created things;
- From the mischief of Darkness as it overspreads;
- From the mischief of those who practice Secret Arts;
- And from the mischief of the envious one as he practices envy.
